“Kabe yollarına düşsem” diyenlerin çocuklarıyız

03.02.2021
A+
A-

Malum, son bir hafta içinde Kâbe’ye yapılan saygısızlığı tartışarak geçirdik. Saygısızları, nereden temellük ettiklerini bilmediğim düşmanlıkları ile baş başa bırakalım da Kâbe’nin bizim için ne anlam ifade ettiğini bir şiir üzerinden göstermeye çalışalım. Olur da kendileri için bir anlam ifade etmeyen Kâbe’nin bizim için ne anlam ifade ettiğini görürler ve bize ve kutsallarımıza karşı daha saygılı bir üslup geliştirirler.

Açıklamaya çalışacağım şiir, Âsitâne-i Cerrâhiyye post-nişinlerinden el-Hac Muzaffer Özak Efendi’nin kaleminden dökülmüş, on dörtlükten oluşan bir ilahi. Muzaffer Efendi, ilahisinde bir hac yolculuğunu tahkiye ediyor. Haccın başlangıcı niyet etmek, gitmeyi arzu etmektir. Şairimiz de şiirine bu arzuyu izhar eden mısralarla başlıyor.

Varsam Hicâz illerine
Düşsem Ka`be yollarına
Lebbeyk diyen dillerine
Kurbân olsam kurbân olsam

Hicaz illeri, Mekke ile Medine’dir. Kâbe yoluna düşmek ise Üsküdar’a ayak basmakla başlayan yolculuğun ifade edilmesidir. Lebbeyk, Hac yolculuğuna çıkanların Cenâb-ı Hakk’a hitâben tekraren söyledikleri ve “Senin emrini yerine getirmeye hazırım, maksadım dâima sensin, muhabbetim, ihlâsım, kulluğum sanadır” anlamındaki dua ve yakarışın ilk kelimesidir. Kurban olmak iki kere söyleniyor. İlkinde Allah yolunda, ikincisinde ise hac yolunda canını vermeye hazır olduğunu kastediyor şair. Peş peşe söylemesi, tekrar etmesi ise bu konuda çok samimi ve arzulu olduğunu gösteriyor.

Mîkâtında ihrâm giysem
Beytullah’da ikrâm görsem
Hak Resûl’e selâm versem
Mihmân olsam mihmân olsam

Mikat, hacca gidenlerin Mekke’ye varmadan önce ihrâma girdikleri yerlere verilen isim. İhram hacceden Müslüman erkeklerin dikişsiz, beyaz bir peştemal ve omuza alınan bir havludan, kadınların ise bolca bir elbiseden ibâret olan ve kefeni andıran kıyâfetleri. Şairin, Beytullah’da ikram görmek istemesi, Allah’ın lütuflarına nail olma arzusu. Bu lütuflar manevi olduğu kadar maddi de olabiliyor. Kâbe avlusunda verilen ikramlar, hurmalar, yiyecekler, zemzem de birer lütuftur. Hak Resül’e selam vermek ise Medine’ye de uğramak, ona salavat getirmek, Kâbe’de iken, bize onun kutsal olduğunu öğreten Hz. Peygamber’i anmak anlaşılır. İki kere tekrar edilen mihman, yani misafir olmak ile hem Mekke hem de Medine’ye misafir olmak kastedilir. Tekrar ile de misafir olmak arzusunun ne kadar kuvvetli olduğu ihsas ettirilir.

Tavâf etsem yana yana
Zemzem içsem kana kana
Hakk ismini ana ana
Giryân olsam giryân olsam

Tavâf, Kâbe’nin etrafında yedi kez dolaşmaya verilen isim. Zemzem, Hz. İsmail’in ayağını vurmasıyla fışkıran ve bizim için değerli olan su. Hak ismini anarak ağlamak ise pişman olup tevbe etmek, bir daha günah işlemeyeceğine dair Allah’a söz vermek demek. Ayrıca bir kişi, Müslümanların selameti, sevdiklerimizin sıhhati için de ağlayarak dua eder. Bu durumda ilk ağlaması kendi günahlarının affedilmesi, ikinci ağlaması ise ümmet ve ailesi için oluyor. İki kere zikredilmesi, çokça dua edilmesine de işaret eder.

Safâ’sında safâ sürsem
Merve’sinde mürüvvet görsem
Hâtim’ine yüzüm sürsem
Hayrân olsam hayrân olsam

Safâ, Kâbe’in kuzeydoğusunda Ebûkubeys dağının eteğinde, Merve’den biraz daha yüksek olan tepe. Merve ise Safâ’nın tam karşısında ve Kâbe’nin kuzeybatısındaki dağın eteğinde yer alan tepe. Hac ve umre esnasında Kâbe tavaf edildikten sonra bu iki tepe arasında dördü gidiş, üçü dönüş olmak üzere yedi kez gidilir. Hatim, Kâbe’nin altın oluk istikametindeki yarım daire şeklindeki duvarın adı. Şairin hayran olmak istemesi, kendisinden geçmesini ve gördüğü ihtişam karşısında öylece kaldığını ifade eder.

Hacerü’l-esved’e varsam
Mültezem’de biraz dursam
Hakk’ın rızâsını sorsam
Burhân olsam burhân olsam

Hacerülesved, Hz. İbrâhim tarafından Kâbe’nin inşası esnasında, tavafın başlangıç noktasını belirlemek amacıyla yerleştirilen kutsal taş. Mültezem, Hacerülesved ile Kâbe kapısı arasında kalan kısım. Burada edilen duaların kabul edildiğine dair inançtan dolayı tüm hacılar, burada durup dua etmek isterler. Hakk’ın rızasını sormak, burada Hakk’ın rızasını istemek anlamındadır. Burhan olmak ise şairin, Hakk’ın rızasını kazanmayı hak ettiğini gösteren bir işaret, bir delil olduğunu, dualarının kabul edilmesini istediğini göstermekte.

İbrâhîm’in makâmında
İsmâîl’in mekânında
Bâb-ı Şeybe’nin yanında
Seyrân olsam seyrân olsam

Makâm-ı İbrâhim, Kâbe’nin inşası sırasında Hz. İbrâhim’in üzerine çıkıp duvar ördüğü ve üstünde insanları hacca davet ettiği kabul edilen taş veya onun bulunduğu yer. İsmâil’in mekânı ise hatim duvarı ile Kâbe arasında kalan ve Hz. İsmail’in mezarının olduğuna inanılan bölge. Bâb-ı Şeybe, daha çok Bâbü’s-Selâm olarak bilinen Kâbe’nin doğu tarafına açılan kapısının diğer adı. Seyran olmak, Kâbe’ye ilk kez gidenlerin girmek için tercih ettikleri bu kapıda durup Kâbe’yi seyretmek istemesi. Mâlum Kâbe’yi seyretmek de ibadettir.

Arafât’da vakfe etsem
Cebelü’r-rahme’ye yetsem
Mescid-i Nemre’ye gitsem,
Uryân olsam uryân olsam

Arafat, Mekke’nin doğusunda, haccın en önemli rüknü olan vakfenin yapıldığı yer. Cebelü’r-Rahme, Arafat vadisinde bulunan, eteğinde Hz. Peygamber’in vakfe yaptığı tepenin adı. Nemire, Arafat’ta vakfe öncesi öğle ve ikindi namazlarının cem edilerek kılındığı büyük mescidin adı. Vezin gereği ortadaki ‘i’ sesi düşmüş. Uryan olmak, ihramlı olmanın yanı sıra her türlü dünyevi kaygı ve isteklerden kurtulmuş olmayı ve günahlardan arınmış olma arzusunun şiddetli bir şekilde ifade edilmesi.

Müzdelife şânı yüce
Kalsam anda ben bir gece
Meş’ari’l-harâm’da nice
Devrân olsam devrân olsam

Müzdelife, hacda Arafat vakfesinden sonra ikinci vakfenin yapıldığı yer. Arafat’tan sonra gelinen Müzdelife’de gecenin bir bölümü geçirilir. Müzdelife’de gecenin bir kısmında kılınan ve ibadet edilen yere Meş’arü’l-Haram deniliyor. Devran olmak ise orada ibadet yapma, Allah’ı zikretmek arzusunu beyan etmek.

Mina’da üç gece yatsam
Üç Cemre’ye taşlar atsam
Kurbân kesip saçım kırksam
Peymân olsam peymân olsam

Mina şeytan taşlama, kurban kesme, bayram günlerinde konaklama gibi hac ibadetlerinin (menâsik) yapıldığı bölge. Burada üç gün boyunca şeytan taşlandığı için şair üç gün kalmaktan bahsediyor. Kurban kesip saçı kırkmak ise haccı tamamlayıp ihramdan çıkmaya işaret eder. Peyman, yemin etmek, ant içmek demek olup şair, hac esnasında edilen dualara ve verilen sözleri kastederek tevbesine sahip çıkacağına dair dua ve temennilerini dile getirmekte.

Aşkî Ka`be sende asıl
Her murâdın oldu hâsıl
Olmak için Hakk’a vâsıl
İrfân olsam irfân olsam

Aşkî, Muzaffer Özak Hocaefendi’nin mahlası. Bu dörtlükte şair haccı yapıp bitirdikten sonra dualarının kabul edildiğini, çok arzu ettiği şeye kavuştuğunu ancak bunun zahiri olduğunu, Hakk’a vasıl olmak için irfan sahibi de olmak gerektiğini söyleyerek bize haccı ve hac esnasında yapılan ibadetlerin kişilerin idrak ve irfanlarının açması gerektiği konusuna işaret ediyor. Zâhiri Kâbe’yi gördükten sonra kişinin kendisinde olan Kabe’yi görmek olduğunu söylerken bize irfanı da anlatmış oluyor.

Bizim için Kâbe ve Mekke budur. Kurban olmak, mihman olmak, giryan olmak, hayran olmak, burhan olmak, seyran olmak, uryan olmak, devran olmak, peyman olmak, irfan olmak demektir.

Allah, olabilmeyi nasip eyler inşallah.

İsmail Güleç