YARDIMI ALLAH’TAN İSTEMEK

70. YARDIMI ALLAH’TAN İSTEMEK

Zenginliği defineden, hazineden, maldan-mülkten değil Allah’tan dile; yardımı amcadan, dayıdan değil, Allah’tan iste.

Çünkü sonunda bütün bunları bırakıp gideceksin. Kendine gel de o zaman kimi çağıracak, kimden imdat isteyeceksin bir düşün!

Aslanlar gibi avını kendin avla! Yabancıya da yüzsuyu dökme, akrabaya da.

Başkasının arazisine ev yapma; kendi işini gör, yabancının işini değil!

Başının üstünde bir sepet dolusu ekmek olduğu halde hâlâ şuraya-buraya koşup duruyor, ekmek istiyorsun.

Dizine kadar dereye girmişsin de kendinde değilsin; ondan-bundan su isteyip duruyorsun!

Peygamber (a.s.): “Allah’tan Cenneti istiyorsan kimseden bir şey isteme.

Kimseden bir şey istemezsen ben kefilim, cennete de girersin; Allah’a da ulaşırsın” buyurmuştur.

(Başkasına) yalvarmayı düşünme; artık o merhamet ve adalet sahibi padişahtan başkasına yalvarma!

Allah’ı düşün, onun huylarıyla huylan da emanetlerin zâyi olmaktan da emin olsun, eksilmekten de!

 

Hikâye: Borçlu bir adamın, cömert bir muhtesibin yardımını umarak onun yanına gitmesi

O garip, muhtesibin evine varınca onun öldüğünü söylediler.

Bu acı haberi duyan garip ağlamaya, sızlamaya başladı; sanki kendisi de muhtesibin ardından can veriyordu.

Aklı başına gelince düşündü ve dedi ki: “Yarabbi, suçluyum, halka ümit bağladım.

Muhtesip çok cömertti, ama cömertlikte hiç de senin eşin olamaz.

O külâh bağışlar, sen, akılla dolu baş verirsin. O kaftan verir, sen boy-pos ihsan edersin.

O altın verir bana, sen altın sayan el verirsin. O katır verir bana, sen ona binecek akıl.

O bana ışık verir, sen aydın göz. O meze verir, sen onu yiyecek kabiliyet.

O maaş verir, sen ömür ve yaşayış. Onun vâdettiği şey altındır, senin vâdettiğin, temiz şeyler.

O oda verir, sen gök ve yer verirsin. Senin yarattığın ovada onun gibi yüzlercesi yaşar, semirir.

Altın senindir; altını o yaratmadı ki! Ekmek senindir, ekmeği bağışlayan sensin.

Ona cömertliği, merhameti veren de sensin. Cömertlik eder de neşelenir; bu neşeyi, bu sevinci veren de sensin.

Ben onu kendime kıble edindim de asıl kıble edilecek makamı nasıl bıraktım?”

(V/1497, 1498, II/261, 263, V/1073, 1075, VI/333, 334, V/1675, VI/1419, Hikâye: VI/3116, 3121, 3124-3133)

 [divide style=”2″]