SÛRET VE MÂNA

58. SÛRET VE MÂNA

İnsan dış görünüşle insan olsaydı Hz. Muhammed (a.s.)’le Ebu Cehil bir olurdu.

Ruhu, nur denizine gark olmuş kimseye, çirkin sûretin ne zararı olabilir?

Addan ve harften geçmek istersen, hemen kendini  kendinden tamamıyla arıt!

Kabuklardan kurtulmayan iç, ne illetten kurtulur, ne doktordan fayda görür.

Testinin şekliyle ne vakte dek oyalanıp duracaksın? Testinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü!

Şekli-sûreti gördün,  ama mânadan gâfilsin. Akıllıysan sedefteki inciyi bul!

Âlemdeki bu sedefe benzeyen kalıpların hepsi, can denizinden diridir.

Fakat her sedefte inci bulunmaz. Gözünü aç da her birinin gönlüne, içine bak!

Onda ne var, bunda ne var? Onu anla! Çünkü o değerli inci nâdir bulunur.

İnsanların ihtilâfı isimlerden meydana gelir; mânaya ulaşan ise esenliğe kavuşur.

Bu sûret kadehlerinden pek sarhoş olma ki, put yapıcı ve puta tapıcı olmayasın.

Ey zâhirperest! Git, mâna elde etmeye çalış. Çünkü mâna, sûret tenine kanattır.

Bil ki zâhirî sûret yok olur gider, fakat mâna âlemi ebedîdir, kalır.

(I/1019, 1023, 3458, III/3575, II/1021-1025, 3680, VI/3707, I/710, II/1020)

[divide style=”2″]