Sevgiye, hayata ve insana dair

21.09.2018
184
A+
A-

Sevgiye, hayata ve insana dair

Her insan sever, der Yunus Emre. Her insan sever. İnsan sevecek bir şey bulur. Kimi Leyla’yı, kimi Mevlâ’yı sever. Kimi çocuğunu sever, kimi ebeveynini. Kimi komşusunu, kimi iş arkadaşını sever… Çoğu kimse seveceği birilerini bulur.

Sadece insanı mı severiz? Diğer bir ifadeyle, Mevlâ’dan başka sevilecek yegâne varlık insan mıdır? Hayır. Kimi kedi sever, kimi köpek. Kimi çiçek sever, kimi ağaç. Kimi bir çınar ağacının gölgesinde istirahat etmeyi veya dostlarla sohbet etmeyi, kimi de güneşli bir günde denizde kulaç atmayı sever.

Etrafınızda görürüsünüz, dostlarınızdan bazıları arabasını sever, bazıları giydiği montunu. Bazıları evini, ev halini sever, bazıları ofisini, iş ortamını. Bazıları oturup sohbet etmeyi yahut kitap okumayı, bazıları çarşıda dolaşmayı, alış veriş yapmayı sever.

Velhasıl her insan sevecek bir şey yahut bir şeyler bulur.
Tek bir şeyi sevenler vardır; onlar gönül evini her daim temiz tutar, sadece biricik sevgiliye oranın sırlarını açarlar. Kimileri ise şıpsevdidir; düzinelerce sevgilisi vardır, kelebek gibi gördüğü her ışığa meftun olur.

Sonra sevgi, sadece insana münhasır değildir. Hayvanlar da sever, bitkiler de. Sevgiyi belki bir kuş yuvasında seyretmek lazım; ana kuş yavrularına nasıl da kol kanat gerer! Onları nasıl besler! Tehlikelerden nasıl korur!

Cemre düştü. Bahara yolculuk başladı. Aslında fırsat olsa da baharın ilk aylarında, koyunların kuzuladıkları demlerde yolumuzu köylere düşürsek… Kırlara çıksak, çobanın kavalı eşliğinde koyunların suya inişini temaşa etsek! Sonra hilkatin yeni harikaları kuzuların meleye meleye analarıyla buluşmasına tanıklık etsek. Orada ana koyunun yavrusunu arayışını, o yavru kuzunun meleyişini ve buluşma anını şöyle bir seyretsek.

İşte sevgi bu: Aramak, buluşmak ve kavuşmak.

Kınalı kuzunun annesine kavuştuğu o an, sevginin zirvesi olsa gerek. Ana koyun, tıpkı yatılı okuldan tatil dolayısıyla evine gelmiş genç oğlunu bağrına basan anne gibi kuzusunu sarıp sarmalar; koklar, dokunur ve sonra, tabiatın envai çeşit çiçeklerinden derleyerek şifalı bir iksire döndürdüğü sütünü şefkatle ikram eder.
Kâinat bu tabloyla doludur. Sevgiyle kavuşma… Sadece evcil hayvanlar için değil, tabiatın bağrında kendince yaşayan ve bizim onları tanımak için vahşi sıfatını yakıştırdığımız hayvanlarda da durum aynıdır. Hilkatin gereği çevresindekilere korku saçan aslanın yavrusuna olan sevgisi…

Bu sevgilerin hikâyesini yazmalı. Yazmalı, zira bu sevgiler yapmacıksız, doğrudan doğruya “analık ruhunun” tecellisiyle erilen evrensel bir duygudur. Bendeniz şimdi merhum Ali Nihat Tarlan’ın “analık” başlıklı bir denemesini hatırladım. Merhum hoca, o küçük denemesinde, ana kedinin yavrularını sevgi ve şefkatle beslerken, yeni doğmuş bir fareyi de gururla emzirdiğini hikâye eder.

Kâinatın düzeni sevgi üzerine kurulmuş. Çiçekler sever, çiçekleri insanlar sever, hayvanlar sever. Burada gül ve bülbülün hikâyesini hatırlamalı. Meyve ağaçları, tutunduğu toprağı, o toprağın havalandırılmasını, sulanmasını ve güneşi sever… Bazen de aşılanmayı ister. Her ağacın bir sevdiği mutlaka, ama mutlaka vardır.
Bazen bir fidan dikersiniz bahçenize, yetişmez. İklimini, toprağını veya dikildiği yeri sevemezse yetişmez, kök salmaz, dal budak serpilmez. Demek ki, sevgiyle kök salıyor ağaçlar, sevgiyle serpiliyor, büyüyor, gelişiyor. Demek ki, hayatın temel iksiri sevgidir. Sadece insanlar için değil, bütün varlıklar için sevgi.

Söze Yunus’la başlamıştık; bize sevginin evrensel bir değer olduğunu öğreten, her halükarda sevmeyi öğütleyen bilge şairle. Diyor ki:

Işksuz âdem düyada belli bilün yokdurur
Her biri bir nesneye sevgüsi var âşıkdur
Çalabın dünyasında yüz bin dürlü sevgi var
Kabul et kendözüne gör kangisi layıkdur

Bu dünyada aşksız, sevgisiz insan yoktur. Her insanın mutlaka ama mutlaka sevdiği bir nesne vardır. Tanrı’nın dünyasında yüz bin çeşit sevgi vardır. Sen, bu sevgileri ara araştır, kendine hangisi layıksa onu gör. Neyi nasıl seveceğinin ayrımına var. Çünkü insan olman, neyi nasıl sevdiğinle doğrudan ilgidir. Neyi nasıl seveceksin? Ara, bul. Zira sevgi aramaktır, bulmaktır.

Prof. Dr. Bilal Kemikli

bkemikli@gmail.com