PEYGAMBERLER SERVERİ, SAFÂ DENİZİ HZ. MUHAMMED

PEYGAMBERLER SERVERİ, SAFÂ DENİZİ HZ. MUHAMMED

Ey kardeş, Bir olan Allah’a ve Hz. Muhammed’e yapış da ten Ebu Cehil’inden kurtul!

Allah’ın lütufları, Mustafa (a.s.)’a vaatlerde bulundu da dedi ki “Sen ölsen bile bu din, bu iman ölmez.

Senin kitabını, mucizeni ben yüceltirim; Kur’ân’dan bir şey eksiltmeye, O’na bir şey katmaya yeltenen kişiye ben engel olurum.

Ben seni iki cihanda da korurum. Sözünü kınayanları terk eder; onları hor, hakir bir hale koyarım.

Hiç kimse Kur’ân’ı değiştirmeye kudret bulamaz; O’na ne bir şey ilâve edebilirler; ne O’ndan bir şey eksiltebilirler. Sen, benden daha iyi bir koruyucu arama!”

(Ey Ahmed!) kim senin sofrandan başka bir sofraya giderse bil ki şeytan, onunla aynı kâseden yemek yer.

Kim senin komşuluğundan kaçarsa şüphe yok ki, ona şeytan komşu olur.

Bu devir, senin devrindir. Çünkü Kelîm olan Musa bile daima senin zamanını arzuladı.

Musa, senin devrinin parlaklığını, o devirdeki tecelli sabahının zuhûrunu gördü de:

“Yarabbi, o ne rahmet devri; o devir, rahmetten de ileri; o devirde güzellik var.

Musa’nı denizlere daldır da Ahmed’in devrinde çıkar!” dedi.

Ahmed, ümmetler “Yarabbi” desinler diye dünyada nice putlar kırdı.

Ahmed’in çalışması olmasaydı sen de ataların gibi puta tapardın.

O’nun ümmetler üzerindeki hakkını bil! Başın, puta secde etmekten, bunu bilesin diye kurtuldu.

İncil’de Mustafa (a.s.)’nın, o peygamberler serverinin, o safâ denizinin adı vardı.

Sıfatları, şekli, savaşı, oruç tutuşu ve yemek yiyişi anılmıştı.

(Bir) Hıristiyan taifesi, o ad ve o hitap kendilerine ulaştığı  zaman sevap için;

O yüce adı öperler; o lâtif vasfa yüz sürerlerdi.

Onlar, Ahmed adına sığındıklarından dolayı (şerlerden, fitnelerden) korundular.

Ahmed’in adı böyle yardım ederse acaba nuru (insanı) nasıl korur ?

O’nu görmek için bir uçtan diğer uca yedi kat gök, hurilerle meleklerle dolmuştu.

Hepsi kendilerini, onun için bezemişti; fakat O’nda sevgiyle aşktan, sevgiliye meyil ve muhabbetten başka bir hevâ ve heves yoktu ki!

(Ey Muhammed!) bu fanî cihandaki körleri katar katar çek!

Ey takvâ sahiplerinin imamı, bu hayallere kapılanları makamına kadar götür!

Doğru yolu gösterenin işi budur; sen de doğru yolu gösterensin; âhir zamanın yasına neşesin sen!

(I/782, III/1197-1200, V/267, 268, II/355-358, 366-368, I/0727-730, 732, 737, 3950, 3951, IV/1470, 1472, 1471)

 [divide style=”2″]