MEVLANA İRANLI MIDIR?

03.09.2012
268
A+
A-

MEVLANA İRANLI MIDIR?

Mevlana üzerine tartışma yapıyorlar, adam çıkıyor, “Mevlana Türk değildir, Mevlana’nın kendisinin Türk olduğunu söylediği o metinler onun Mesnevi’sine sonradan ilave edilmiştir”, diyor.

Mevlana’nın Türk olup olmaması o kadar mı önemli acaba? Türkiye’de yaşıyor olması, Türk insanıyla hemhal olması, Türk insanını irşad etmesi onun Türklüğü için yeterli sebep değil mi ki, Farsça yazdığı için İran’a yamama derdine düşüyorsunuz? Bu mübarek zatın babası Sultanü’l Ulema Fars kökenli olsaydı, niye binbir sıkıntılı yolculukla Anadolu’ya gelecekti? Afganistan’la Türkiye Arasında İran vardır. Sınırı geçer hemen İran’a girer ve oraya yerleşebilirdi. Böyle bir kolaylığa rağmen, o bu topraklara yönelmişse, bunun üzerinde tartışma yapmak, maksadını içinde gizli tutan bir özel hizmete mi dayanıyor acaba?. Kaldı ki, o asırlarda Selçuklu da dil olarak Farsçayı kullanmakta ve Anadolu’daki camilerde hutbeler Farsça olarak okunmaktaydı.

Bu kadar eser yazan adam, aynı çağda yaşamış Kaşgarlı Mahmut’un 10 bin km.yi bulan ve 15 yıl süren ıstıraplı yolculuğuyla ortaya çıkardığı Türkçe Sözlükte bulunan 10 binden az kelimeyle mi yazacaktı bunları?

Ben, bunu biraz da İran hesabına yürütülen bir gizli hizmet olarak algılıyorum. Bunu diyen adam da zaten o bölgelerden gelip buralara yerleşmiş. Çıkıp açıktan, “Mevlana İranlı’dır”, dese inandırıcı olmayacaktır. Ancak, “Mevlana eserlerini Farsça yazdığına göre Türk değildir”, dediği zaman, ortaya çıkacak aidiyet boşluğunu İran’la doldurulmuş olacaktır.

Farsça’yı bilmek, Mevlana’yı o dille okuyarak anlatmaya çalışmak bir üstünlük değildir. Bugün Batı’da bizdeki bu tür acuzelerden daha fazla Mevlana’yı araştıranlar var. Onların çoğunluğunda böyle bir iddia garabeti yok. Bunu neden ısıtıp ısıtıp gündeme taşırlar?

Bakınız, bir gözlemimle meseleyi anlatayım sizlere: Türk Kültür ve Medeniyeti üzerine yaptığım geniş bir araştırmada, (Daha sonra bunu “Batı Türkü Tanıdıkça” ve “Batı İslam’ı Tanıdıkça” adlarıyla kitaplaştırdım) Türk Kültürünün belirleyici ismi olarak karşıma sürekli Mevlana çıktı. Batılı aydınlar, Türkolog ve misyonerler, bizim kültür dehamız olarak Mevlana’yı görüyor ve onu anlatıyor. Bu konuda da bir hayli kitap yazılmıştır. Bu, öylesine önemli bir noktaya geldi ki, yürüttüğüm bu çalışmadan “Batı’daki Mevlana” isimli eserim kendiliğinden ortaya çıktı.

Mevlana bir muhitin merkezindeki belirleyici isimdir. Onun etnik konumunu bu muhitin dışında ele alırsanız, o zaman bu ilmi disiplin büyük zarar görür. Mevlana’yı anlatan muhipleri ne olur, meselenin biraz da bu yönüyle ilgilenseler!