KIYASTA HATA

41. KIYASTA HATA

Arınmış kimselerin işini kendine kıyas etme; (nitekim) yazıda şîr (süt) ve şîr (arslan) aynı yazılırsa da  (aynı şey değildir).

Bütün âlem bu sebepten yollarını kaybetmişlerdir; (nitekim) Allah dostlarından az kimsenin  haberi vardır.

İki çeşit arı da aynı yerden yer; fakat birinden bal olur, ötekinden zehir.

İki çeşit geyik de (aynı) otu yer, suyu içer; ama birinden fışkı olur, diğerinden hâlis misk.

Her iki kamış da aynı sulaktan beslenir; (ancak) birinin (içi) boş olur, öbürününki şeker.

Böyle yüz binlerce (birbirine) benzeyen şeyler vardır ki (aralarındaki) yetmiş yıllık farkı sen gör!

Birisi yer, (ondan) bütünüyle hasislik ve haset çıkar; öbürü yer, tamamen bir olan Allah aşkı doğar.

Birisi temiz toprak (gibidir), diğeri çorak ve kötü toprak (gibi). Birisi temiz bir melek (gibidir), öteki Şeytan ve canavar (gibi).

Her iki şekil de birbirine benzeyebilir; (nitekim) acı su da berrak olur, tatlı su da…

Sahte altınla hâlis altının ayarını mihenk taşına vurmadan, tahminde bulunarak bilemezsin.

Allah kimin rûhuna mihenk taşı koyarsa, o kişi yakîni (kesin ve gerçek bilgiyi) şüpheden ayırt edebilir.

Bu kıyaslar, bu araştırmalar; bulutlu günde, yahut geceleyin kıbleyi bulmak içindir.

Fakat güneş doğmuş, Kâbe de karşıdayken bu kıyası, bu araştırmayı bırak, arama!

Bu birliği kıyas yoluyla bilemezsin. Kulluk et ey kendini bilmez, saçma sapan söylenme!

(I/263, 264, 268-271, 273-275, 299, 300, 3404, 3405, II/718)

[divide style=”2″]