Hz. Mevlâna’nın Duâları

Hz. Mevlâna’nın Duâları

Yâ Rabbî!
Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.

Yâ Rabbî!
Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.

Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.

Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.

Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin.”

Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari’yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:

“Ya Rabbi!
Bana ne senin zikrini unutturacak,
sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver.”
Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!
Merhametinle bu duamı kabul et.

Hz. Mevlana’nın Sabah Namazından Sonra Okudukları Dua

Allah’ım kalbimi nurlandır, kulağımı nurlandır,
gözümü nurlandır, saçımı nurlandır, derimi nurlandır,
etimi nurlandır, kanımı nurlandır, önümü nurlandır, ardımı nurlandır, altımı nurlandır,
üstümü nurlandır, sağımi nurlandır, solumu nurlandır,
Allahım! nurumu artır, bana nur ver. Ey nurun nuru ey merhametlilerin merhametlisi Allahım merhametinle beni nur et.

Bu dua, ismi güzel, cismi güzel, teni güzel, canı güzel, ruhu güzel, huyu güzel Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in dilindendir.

DUÂ

« Candan, gönülden söylenen güzel sözler, duâlar, niyâzlar, yakarışlar, Hakk’a doğru yükselir. Hakk’tan başka kimsenin bilmediği, bir yere kadar varır, ulaşır. Temizlenmiş ve arınmış olan nefeslerimiz, hoş sözlerimiz, yücelir, yücelir, bizden armağan olarak ölümsüzlük, sonsuzluk âlemine varır. Sonra sözlerimizin, niyâzlarımızın sevabı, Allah’ın rahmeti eseri olarak kat kat çoğalarak bize gelir. Sonra da, kul, elde ettiklerine benzer sevabı, tekrar elde etsin diye, Allah, bize, yine onlara benzer sözler söyletir. İşte böylece, hiç durmadan, güzel sözler, ötelere yükselir, yücelere gider. Karşılığında rahmet iner, bu iki hal, sende, senin varlığında dâima olur durur.

Kendinde olmaksızın, istiğrâk hâlinde edilen duâ, bambaşkadır. O duâ, duâ edenin kendinden değildir, kendinde bulunanın duâsıdır. Daha doğrusu, o duâ, gönülde bulunan Hakk’ın sözleridir. Aslında o duâyı Allah etmektedir. Çünkü duâ eden kul, kendinde olmadığı için aradan çıkmıştır. O duâ da Allah’tandır, kabul edilişi de Allah’tandır. » (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî)

Mesnevî ve Dîvân-ı Kebîr`den Seçmeler

Ey ortağı, benzeri bulunmayan, pâk, kutsal Rabbimiz! Bize yardım et ve günahlarımızı bağışla. Bize ince, derin mânâlı, tesirli güzel sözler ilham et de, onlarla duâ ederek senin merhametini kazanalım. Ya Rabbi! Duâyı ettiren, bizi sana yalvartan da sensin, duâyı kabul eden de sen. Ümit de, emînlik de, korku da, mehâbet de senden gelmektedir. Ey söz sultanı! Biz yanlış söyledi isek, sen düzelt. Her şeyin düzelticisi sensin. Allah’ım sen de öyle bir kudret, öyle bir güç var ki, onunla dilediğini, dilediğin şeye çevirirsin (1).

Ey güçlükleri kolaylaştıran Allah’ım! Sen bize dünyada da, ahirette de iyilik ver, güzellik ver! Allah`ım bizim yolumuzu gül bahçesi gibi güzelleştir, varacağımız yerde sen bulun, konak yerimiz sen ol, yürüdüğümüz yol bizi sana götürsün, sadece cennete değil (2).

Allah’ım bizi hareket ettiren güç de, bizim var oluşumuz da, senin lûtfun, ihsanınındır. Varlığımızın hepsi de sendendir. Senin eserindir, senin icâdındır. Yok olan bizlere, varlık lezzetini sen tattırdın, sonra tuttun, var gibi görünen bizleri kendine âşık ettin. Bizlere verdiğin mânevî varlık lezzetini, lûtfettiğin nimeti geri alma. Allah’ım, sen bize bakma. Bizim yaptıklarımızı görme, sen, kendi lûtfuna, kendi cömertliğine bak… (3)

Ey benim hâlıkım, yaratıcım, sen beni belânın şerrinden muhâfaza et, fakat onun yüzünden gelecek lûtufdan, ihsandan da beni mahrum etme. Rabbim gördüğüm, uğradığım belâlara karşı, lûtfet de şükredeyim. Geçip gidince de neden şükretmedim diye hasret çekmeyeyim (4).

Ey Allah’ım, bu gam ancak işlediğim günahın karşılığıdır. Allah’ım sen noksan sıfatlardan münezzehsin! Zulümden, sitemden berîsin, temizsin; hiç suçsuz bir kişiye dert verir misin? Gam verir misin? Ben ne suç işledim, katî olarak bilmiyorum ama, başıma gelen derdin sebebinin bir günah olduğunu biliyorum. Allah’ım, sebebi nasıl örttü isen, lûtfet, o suçu da ört, gizle… (5)

Rabbimiz sana kavuşacağımız, seninle buluşacağımız gün bizi nurlandırdıkça nurlandır. Rabbimiz günahlarımızı affet, bize mağfiret elbisesi giydir! Rabbimiz bizim insanlarla aramızda olan dargınlıklar, kırgınlıklar, ancak bedenimizin yüzündendir. Rabbimiz şu beden duvarının ötesindeki dostluk bahçesi, aşk bahçesi ne de güzel bir bahçedir, ne de hoş bir bahçedir. Rabbimiz şu duvarı kaldır da aradaki engel, aradaki düşmanlıklar yok olsun! Rabbimiz gerçekten de günahlarımız yüzünden senden utanıyoruz, özür dilemedeyiz (6).

Allah’ım, bana acımayana, bana kötülük yapana sen acı, sıfatların hakkı için, merhametlilerin en merhametlisi olduğun için, beni nasıl öldüreceklerini çok iyi bilenlere, sen merhamet et! Allah’ım, beni kendimden al, kendimden geçir! Çünkü o hâlde, benim için âzadlık var kurtuluş var (7).

Allah’ım! sen, canları, Yâsîn soyunun gittiği yoldan canlara ulaştır. Nasıl ki, duâ etmek bizden, kabul etmek senden ise, dualarımızı Yâsîn soyundan gelenlerin dualarına kat! Allah’ım! nasıl ki, bizim işimiz az bir ihsanda bulunmak, Senin şanında azı çok görüp beğenmekse, lûtfet de, bize o çeşit yardımda bulun! Yani, azımızı çok olarak kabul buyur! Allah’ım, bizi nefsanî arzulardan, bedenimize ait isteklerden, şehvet ve hiddetten kurtar, akıl ve vicdan âlemine ulaştır! Bizi asıl vatanımız olmayan şu dünyadan al, ötelere, yücelere götür! (8).

Allah’ım bu bahçeyi sonsuz baharının lutfu ile dâima yeşert, yemyeşil, ter-ü taze sakla! Allah’ım, bu duâya, sen de âmin de! Zâten duâ da senin duân, âmin de senin âminin (9).

Ey sırları bilen Allah’ım! Bu varlıkların birbirlerini çekmelerinden, cezbetmelerinden lûtfun ile bize aman ver; bizi bunlarin cazibesine kapılmaktan kurtar da, kendine doğru çek! Sen, birbirlerini cezbeden, çekip duran varlıklardan çok üstünsün! Bu âciz ve günâhkar kullarını Sen çek al; bu sana yaraşır! Onları bu dünya cazibesinden halâs et! (10)

Ey benim Rabbim; biz kimiz ki? İmdâdıma yetiş, benim talihimi sen iyiliğe çevir, kutsuzluğu Sen kutlu yap! Allah’ım Rûhumu hayâllerden, vehimlerden, zandan kurtar! Böylece de, şu zavallı dertli gönül senin güzel huyunun, merhametinin sayesinde kanatlansın, uçsun; şu balçıktan kurtulsun! (11).

Ey yaptıklarına hayran olduğum, şaşırıp kaldığım Allah’ım! Sen mâdemki duâ etmemizi emrettin, ne olur, şu emrettiğin duâyı da kabul buyur (12).

Hiç bir şeyim yok, Allah’ım! Sen bana lûtuflarda bulun! Çok acı çektim, beni rahatlandır, rahatımı artır! Gözyaşlarım kurursa, gözlerime Peygamberimizin yaşlar döken gözleri gibi, gözyaşı ihsan et! (13).

Ey akıllar veren Allah’ım! İmdâda yetiş, her şeyi ancak sen dilersin, sen yaparsın, hiç kimse bir şey dileyemez ve yapamaz. Evvel de sensin, âhirde sensin. Allah’ım bize emirler verdin, tekliflerde bulundun. Kullukta bulunmamızı diledin. Lûtfet de secdeye rağbetimizi artır. Bize ibâdet zevki ver! (14).

Ey kıyâmet gününün, adâlet gününün Rabbi olan Allah’ım! Beni sağıma da dönersem sen döndür, soluma da dönersem sen döndür (15).

Ben öyle bir aşk susuzuyum ki, deniz, benim için bir yudum sudur; dağ ise küçük bir lokma! Allah’ım! Ben, ne biçim aç bir timsahım; ben ne ile doyacağım? bana bir çare bul, yol göster!… (16).

Allah’ım adam olmayanların canları bile lûtfunla adam oldu; canlara ulaşan ve onları can yapan ancak Sen’in lûtuf ve kerem elindir! Ben aşağılık, günahkâr bir kulunum; benim başarabileceğim temizlik ancak bu kadardır! Ey kerem sahibi Allah; elimin ulaşamadığı yerlerin, içimin, gönlümün temizliğini de sen lûtf et! Allah’ım ben dış yüzümü pislikten arıttım, temizledim; iç pisliklerden de bu nâçiz dostunu sen yıka, sen arıt! (17).

Rabbim, şu taş kesilmiş kalbi sen mum gibi yumuşat, iniltisini tesirli ve acınır bir hâle getir ki, feryâdına yetişenler bulunsun (18).

Lûtufları ve ihsanları ile bizleri murada erdiren Allah’ım! Sen dururken, başkasını yâd etmek, ondan yardım istemek doğru olmaz. İlâhi, ezelde bize bağışladığın bir damlacık bilgiyi, kendi deryalarına ulaştır. Sen, bu bilgiyi, nefsânî isteklerden,topraktan yaratılmış olan şu tenin süflî arzularından kurtar. Allah’ım, bu topraklar, o bilgi damlasını örtmeden, şu rüzgârlar kurutmadan onu koru (19).

Ey gâibleri bilen Allah’ım! Bizi nefsin hileleri, kötü düşünceleri, kayaları altında ezme. Ey arslanlar yaratan Allah’ım! Eğer, biz bir köpeklik etti isek, nefs-i emmâre arslanını pusudan çıkarıp, üstümüze saldırtma. Aslında bize mânevî kuvvet veren, hoş, tatlı su gibi olan ibâdetlerimizi, iyiliklerimizi, yapılması zor, ateş gibi yakıcı gösterme. Hakikatte ateş olan ve bizi felâkete sürükleyen günahlarımızı, dünya sevgisini de, bize hoş, latîf su gibi sevdirme(20).

Ey tacı tahtı olmayan pâdişah! Bizim gibi biçârelere takılmış olan bu pek güçlü nefis bağını, senden başka kim çözebilir? Ey yarattıklarını çok seven, sevgi bağışlayan Allah! Bu çeşit sağlam kilidi senin lûtfundan, başka ne açabilir? İçinde kaldığımız bu gaflet karanlığını aydınlatmak için, bize nûr gönder Allah’ım! (21).

Allah’ım! Cennet karşılığında, müminlerin canlarını, mallarını satın aldığın gibi, kereminle, bizim su küpümüzü, testimizi de kabul buyur. Şu beş duygudan meydana gelen, şu beş musluklu beden testisini; içindeki suyu, her çeşit kirlilikten, pislikten sen koru, sen temiz tut… (22).

Allah’ım, verdikerine razı olmayan, sızlanıp duran, feryad eden nefsimin elinden feryad ediyorum, başkasından şikâyette bulunmuyorum. Senden, maddî çıkarım için yardım isteyen kendimden sana şikâyette bulunuyor, adâlet istiyorum (23).

Biz Hakk yoluna düşmüş sûfileriz. Biz padişahlar padişahının nimetlerini yiyenlerdeniz. Ya Rabbi! Bu kâseyi, bu sofrayı ebedî kıl, kıyamete kadar yaşat! (24).

Ey sıfatları açıkta olan, görünen, zâtı can gibi gizli olan Allah’ım! Senin zâtına yemin ederim ki, benim bütün dileğim, arzum, bütün isteğim, ancak sensin, ben seni seviyorum, seni istiyorum, başkasını değil! Allah’ım bana acımaktan vazgeçme… (25).

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah’ım benim kalbime nur ver, benim kabrime nur ver.

Benim önümü aydınlat, benim ardıma nur ver, benim sağıma nur ver,

benim soluma nur ver, benim üstüme nur ver, benim altıma nur ver,

benim kulağıma nur ver, benim gözüme nur ver.

Benim vücûdumdaki kıllarıma nur ver, benim vücûdumdaki derime nur ver,

benim etime nur ver, benim kanıma nur ver, benim kemiklerime nur ver.

Allah’ım benim nurumu büyült, beni baştan ayağa nur yap.

Allah’ım benim kalbime nur ver, benim dilime nur ver, benim gözüme nur ver,

benim kulağıma nur ver, benim sağıma nur ver, benim soluma nur ver,

benim üstüme nur ver, benim altıma nur ver.

Benim önüme nur ver, benim ardıma nur ver, benim nefsime nur ver,

benim nurumu büyült, artır (26).

Âmin.

 Derleyen: Bahar Can

Kaynakça:

(1) Mesnevî, Cilt II, çev. Ş. Can, 308; 691-695,

(2) Mesnevî, Cilt II, çev. Ş. Can 422; 2251

(3) Mesnevî, Cilt I, çev. Ş. Can, 48; 605-609

(4) Mesnevî, Cilt V, çev. Ş. Can, 296; 3694-3695

(5) Mesnevî, Cilt V, çev. Ş. Can, 318; 3990-3993

(6) Dîvân-ı Kebîr, Cilt II, çev. Ş. Can, Gazel 554

(7) Dîvân-ı Kebîr, Cilt I, çev. Ş. Can, Gazel 341

(8) Dîvân-ı Kebîr, Cilt III, çev. Ş. Can, Gazel 932

(9) Dîvân-ı Kebîr, Cilt III, çev. Ş. Can, Gazel 1097

(10) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 547; 2904-5

(11) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 538; 2786-2789

(12) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 507; 2320

(13) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 508; 2335-2338

(14) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 451; 1438-1441

(15) Mesnevî, Cilt VI, çev. Ş. Can, 350; 219

(16) Dîvân-ı Kebîr, Cilt III, çev. Ş. Can, Gazel 1345

(17) Mesnevî, Cilt IV, çev. Ş. Can, 546; 2218-2220

(18) Mesnevî, Cilt II, çev. Ş. Can, 414; 1991

(19) Mesnevî, Cilt I, çev. Ş. Can, 131; 1880-1884

(20) Mesnevî, Cilt I, çev. Ş. Can, 85; 1196-1198

(21) Mesnevî, Cilt II, çev. Ş. Can, 444; 2446-2449

(22) Mesnevî, Cilt I, çev. Ş. Can, 172; 2709-2710

(23) Mesnevî, Cilt I, çev. Ş. Can, 138; 2195

(24) Dîvân-ı Kebîr, Cilt I, çev. Ş. Can, Gazel 54

(25) Dîvân-ı Kebîr, Cilt I, çev. Ş. Can, Gazel 78

(26) Hazret-i Mevlânâ’nın mübârek Duâları, C.M.B.Çelebi, H.Top, Kurtiş Matbacılık, 2001, s. 121.