GÖNÜL

26. GÖNÜL

Gözünün nurunun nuru, gönül nurudur. Göz nuru, gönüllerin nurundan meydana gelir.

Gönül nurunun nuru da, akıl ve duygu nurundan olmayan, onlardan ayrı bulunan Hak nurudur.

Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince (onda) sudan, topraktan hariç suretler görürsün.

Nakşı da müşahede edersin, nakkaşı da; devlet yaygısını da, onu döşeyeni de.

Senin aynan niçin sır vermiyor biliyor musun? Üzerindeki pas duruyor da ondan.

Demir cilâlanır, yüzünü güzelleştirir; bu şekilde sûretler onda görülebilir.

O gönül güzelliği, baki güzelliktir. O güzellik devleti, âb-ı hayata sâkidir.

Gönül olmasa ten, konuşmayı ne bilir? Gönül aramasa ten araştırmadan ne anlar?

Ey dostlar! Gönül, eminliktir, huzur yeridir. Pınar ve gül bahçeleri içinde gül bahçeleri vardır.

Mala, mevkiye  âşık olan gönül, ya  bu toprağa zebundur, ya kara suya!

Bağlar, bahçeler, yeşillikler gönüldedir… Dışarıdakiyse akarsuya vuran akislere benzer.

Topraktan yaratılan beden kabadır, karadır; ama cilâ kabul eder, onu cilâla!

Topraktan biten güller, mahvolur gider. Gönülden biten güller ise kalıcıdır ve ne hoştur!

(I/1126, 1127, II/72, 73, I/34, IV/2472, II/716, 837, III/0515, 2267, IV/1363, 2473, VI/4650)

[divide style=”2″]