Çare – Filiz Konca

08.08.2019
178
A+
A-

Çare

Filiz Konca

Ademoğlu mezar taşındaki gibi hayat ve ölüm arasında kısa bir çizgiden ibaret değildir. Ebedilik amacına karşı duyarlılığa sahip olmak, ebedi saadeti için arayışlarını sürdürmek insan olmanın bir gereğidir. Kalbin ve ruhun bu isteğine karşı duyarsızlaşmak insanın insanlığının kayboluşunun bir alametidir.

Bediüzzaman şöyle diyor:

 

Ey insanlar! Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Bâkî-i Hakikînin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bâkîye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur.

Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır. Ve madem bu fâni ömrü bâki ömre tebdil eden bir çare var ve mânen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette, insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek.

İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.

Sahabelerin yaptığı gibi her şeyi Allah için yapan, nefsinin bineği haline gelmeden, nefsini binek olarak kabul edip üstüne binebilen ve bu nurlu yolda inkişaf etmenin güzelliğini yaşayan insanlar haline gelinmelidir.

Ehlullah der:

“Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Bizim hayat programımızı belirleyen, bizim yaşam biçimimizi belirleyen, bizim hareket tarzımızı belirleyen, bizim hukukumuzu, bizim ekonomimizi, bizim kılık kıyafetimizi, bizim eğitimimizi bizim her şeyimizi belirleyen Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Bizim hayatımızda söz sahibi olan, bizim tüm yaptıklarımızı yaptıran, yapmayıp terk ettiklerimizi de yaptırmayan, adına hareket ettiğimiz Rabbimiz semavat ve arzın Rabbidir. Biz Ona îman edip teslim olmuşuz. Biz irademizi Ona teslim etmiş, Onun seçimini seçim kabul etmiş, oyumuzu Ondan yana kullanmış, Ona güvenip dayanmışız. Evet, bizim Rabbimiz semavat ve arzın Rabbidir. Yâni tüm mevcudat ve mahlukatın hayatına program çizmeye tek yetkili olan Allah bizim de hayatımıza program çizmeye yetkili tek Rabdir. Bizim yememiz içmemizde, evlenmemiz boşanmamızda, giyimimiz kuşamımızda, eğitimimiz hukukumuzda, kazanmamız harcamamızda, sosyal siyasal hayatımızda, bireysel toplumsal görüntümüzde, gündüzümüz gecemizde hakim tek varlık Allah’tır, biz O dedi diye yapar, O dedi diye terk ederiz. Çünkü göklere ve yere, göktekilere ve yerdekilere tek egemen O’dur. Bu varlıklar O var ettiği için vardır. O tüm kâinata egemendir.”

Hak ve hakikat yolunda, yüreğini yüce sevdaya tahsis etmiş yiğitlerin kaygısı da yücedir. Allah erleri nefsinin, keyfinin, zevkinin, sefasının istediğini değil, gözleri ve gönüllerini ayırmadıkları kılavuzumuz Peygamberimiz (s.a.v)’ in izini takip eder.

3-AL-İ İMRAN : 31- De ki, siz gerçekten Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.

32- De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.

Bediüzzaman şöyle diyor:

” Cenâb-ı Hakka iman eden, elbette Ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.”

” Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibâını istilzam edip intaç ediyor. Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibâından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip bid’alara giriyor.”

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: “Her bid’at dalâlettir ve her dalâlet Cehennem ateşindedir.”


Hz. Mevlana şöyle diyor:

“Ahmed, ümmetler “Yarabbi” desinler diye dünyada nice putlar kırdı.”

“Ahmed’in çalışması olmasaydı sen de ataların gibi puta tapardın.”

“O’nun ümmetler üzerindeki hakkını bil! Başın, puta secde etmekten, bunu bilesin diye kurtuldu.”

“(Ey Ahmet!) kim senin sofrandan başka bir sofraya giderse bil ki şeytan, onunla aynı kâseden yemek yer.”

“Kim senin komşuluğundan kaçarsa şüphe yok ki, ona şeytan komşu olur.”
Sonsuz nimetlerle donatılmış ebediyet yolcularının başıboş bırakılması düşünülemez. İnsan kime itaat ettiğine, kimden korktuğuna, kime güvendiğine, kimin emirlerini dinlediğine bir bakmak zorundadır. Hükümlerinizi verirken kimi dinliyorsunuz?

İslam dininde tuvalete girerken ve çıkarken bile okunması icab eden dualar varken ” biz hayvanoğluyuz ”  diyen Darwincilere özenmek ve özendirmek zulümdür.

Hz. Mevlana : “Adalet nedir? ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? dikeni sulamak. Adalet bir nimeti yerine koymaktır, her su çeken tohumu sulamak değil. Zulüm nedir? Bir şeyi yerinde kullanmamak, yeri olmayan yere koymak. Bu da ancak belaya kaynak olur. Allah nimetini cana, akla ver, iç ağrısına uğramış, düğümlerle, sıkıntılarla dopdolu olmuş tabiata değil.”

11-HUD : 113. Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah’dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.
Sonuçta takip edilecek olan iz, insanı kurtuluşa götüren yoldur. Medeniyiz diyerek hiçbir şey dinlemeden kemik kavgası yapanların peşinde gezmek, zalimlerden merhamet dilenip durmak, zavallı önceliklerin neler olduğunu gözler önüne seriyor aslında. Allah’ ın emir incileri yerine dünyevileşmeyi, nefsini,  hevesini, hevesini, şeytanı dinleyenlerin akibetine  acınmaz.  Nelere özenip özendirdiğimizi belirleyen halleri gözden geçirecek olursak görürüz ki eksik görüşlü insanlar dışa bakar. Kemal sahibi olanlar ise hikmete bakar.

Hz. Mevlana şöyle der:

“Nefsi, pirin gölgesinden başka hiçbir şey öldürmez. O nefis öldürenin eteğine sımsıkı sarıl. Eteğini sıkıca tuttun mu , bu, Allah tevfikidir. Sende beliren her kuvvet, Onun seni çekişinden dileyişinden meydana gelir.”

“Can rızkını senin Davud’un olan şeyhin himmeti olmadıkça nasıl olur da çalışıp çabalamayla elde edebilirsin?”

“Temiz kişilerin taşını, toprağını öpüp yalamak aşağılık adamlara hizmetten, onların bağına, bahçesine nail olmaktan yeğdir. ”

“Eski ve tecrübe görmüş akıl, sana yeni bir baht bağışlar.”

“Nefsiyle savaşmak alçak adamın işi olamaz. Eşeklere Misk sürüldüğünü gördün mü hiç?”

“Arzulara kul olan, Allah katında köleden beterdir.”

 

“Nefis şeyhle adım attığını, ona uyduğunu görürse zorla sana ram olur.”