Asaf Hâlet Çelebi’de Gölpınarlı eleştirisi

A+
A-

Asaf Hâlet Çelebi’de Gölpınarlı eleştirisi

Asaf Hâlet Çelebi Mevlana ve Mevlevilik (Ankara: Hece Yayınları 2002) adlı kitabında Gölpınarlı’yı dört yerde tenkit etmektedir.

İlk eleştiri sema esnasında yapılan hareketlerin tasavvufi sembolleri üzerine Gölpınarlı’nın yaptığı yorumlaradır. Asaf Hâlet bu yorumları aşırı zorlama ve uydurma bulmaktadır. Gölpınarlı’nın Mevlevilik üzerine yazdığı kitabı hakkında da oldukça ağır ifadeler kullanmaktadır.

Gölpınarlı Mevlevilik adında yazdığı eserde bu tevillerin ¨tamamıyla mistik ve şüphesiz başından sonuna kadar zoraki ve uydurma şeyler olduğunu¨ yazıyor. Bir tarikat ayinin mistik tevilden başka ne ile tevil edilebileceğini anlayamıyorum. Esasen bu kitap bazı vesikaları cami olması, hatta oldukça mühim bir çalışma mahsülü bulunmasına rağmen sırf Mevleviliği tezyif maksadıyla yazılmış olduğunu maalesef göstermektedir. Bu eserde Mevleviliğin tahkir ve tazyif edilmediği bir bir tek sahifenin bulunmadığı teessürle görmekteyim. Gençliğini bu ocaktan feyz alarak geçirdiğini kitabına bir de Mevlevi kıyafetiyle çıkarttığı kendi resmiyle ispat eden muharriri için bu hal beni acımaya sevkediyor. (s. 142)

Asaf Halet’in Gölpınarlı’yı eleştirdiği ikinci nokta onun Mevlevilerin görüşmesi hakkındaki görüşleridir. Çelebi, Gölpınarlı’nın ¨Mevleviler birbirlerine secde edecekleri yerde ulemâ-yı rüsûmdan korktukları için bu şekliyle iktifa ettikleri¨ şeklindeki ifadelerini Mevlevilik ruhuna muhalif fikirler olarak değerlendirmektedir. (s. 145)

Bir diğer eleştiri ise semaya giren dervişin lamelife benzetilmesi hakkındadir. Gölpınarlı’nın bu şekli Zülfikar kılıcına benzetmesi ve Şii akidesine göre tefsir etmesi Çelebi tarafından eleştirilmektedir. Burada olan semboller Asaf Halet’e göre Şii ve Alevi değil, tamamen tasavvufidir ve Hurufilikle de hiç ilgisi yoktur. (s. 147)

Asaf Halet’in Gölpınarlı’yı eleştirdiği son diğer nokta onun ayin sonunda okunan duada devrin yöneticilerinin isimlerinin zikredilmelerini iktidara teveccüh olarak değerlendirip Mevleviliğin asli görünüşüyle zoraki görünüşünü toplu halde sunduğu düşüncesidir. Çelebi, bu ifadeleri siyasi jurnalcilik olarak değerlendirmekte ve sadece Müslümanların değil, Hristiyanların ve Musevilerin de dualarında devrin yöneticilerini zikrettiklerini, bunun da doğal olduğunu söylemektedir. (s. 151)

Yazdıkları eserlerle Mevleviliğe hizmet eden ve Mevlana aşığı olan bu iki zat arasında geçen bu tartışmalar çok şükür daha sonraki yıllarda taraflar arasında sürdürülmemiştir.

ETİKETLER: