AKLI DOĞRU KULLANMAK

5. AKLI DOĞRU KULLANMAK

Aklın, insanlara ayak kösteği olunca o akıl, akıl değildir; yılan ve akreptir.

Güzellerin nasıl birbirlerinden farkları, üstünlükleri varsa insanların akıllarında da fark vardır.

İmana mensup akıl âdil bir bekçiye benzer, gönül şehrinin koruyucusudur, hâkimidir.

Ey yiğit, akıl şehvetin zıddıdır! Şehveti isteyen akla ‘akıl’ deme!

Şehvete mağlup olana ‘vehim’ de. Vehim sahte akçedir; akıl ise hâlis altın.

Vehimle akıl, mihenk taşı olmadıkça meydana çıkmaz. Tez ikisini de mihenk taşına vur!

Akıl, ona derler ki Hakk’ın yaylasında yayılıp, O’nun nimetlerini yemiş olsun… Utarit’ten gelen akla, akıl demezler!

Bu aklın ileri görüşü, mezara kadardır; fakat gönül sahibinin aklı, sur üfürülünceye dek  olacak şeyleri görür!

Düşünce dağının yüceliğine de pek bakma; çünkü bir dalga, onu alt üst ediverir!

Bahtı yâver ve tâlihi kutlu olan kişi bilir ki, akıl ve zekâ taslamak İblistendir, aşk ise Âdem’den!

Akıl ve zekâ, denizde yüzgeçliğe benzer. Bunlardan azı kurtulur; (çoğunun) sonu ise boğulup gitmektir.

Yüzgeçliği bırak, büyüklenmekten vazgeç… Bu ırmak değil, dere değil, denizdir deniz!

Kenan gibi gemiden baş çekme. Ona da keskin zekâsı bu gururu vermiş, (kendisini) aldatmıştı.

(I/2329, III/1537, IV/1986, 2301-2303, 3310, 3311, 3364, 1402, 1403, 1404, 1409)

[divide style=”2″]