MESNEVİ VE SEZAİ KARAKOÇ – Rıza DURU

A+
A-
MESNEVİ VE SEZAİ KARAKOÇ

Rıza DURU

“Her beyti ayrı kafiyeli mufassal manzumeye verilen ad” tanımından taşan bir yapısı vardır Mevlâna”nın Mesnevîsinin.1 Biçim, yalnızca, onun döküldüğü, bir bakıma dökülmek zorunda bulunduğu kalıbı, cesedidir. Ruhudur ki onu Mesnevî-i Şerîf kılmıştır.

Mesnevî”nin ölümsüz ruhu, yüzyıllardan beri okuyucu, yazar, ve şairleri etkilemeye devam etmektedir. Günümüzde de “mesnevî şiir”ler yazılmaktadır. Her çağ kendi edebiyat dili ve biçimiyle zuhur ettiğinden, günümüz mesnevilerini ararken dikkatler biçime değil de, ruha ve göreve çevrilmelidir. Onun ruhunu taşıyan, üstlendiği görevi üstlenen hangisidir diye bakılmalıdır. Elbette, şekil izleri de olacaktır aranılan eserde, temsiller, hikayeler, mazmunlar; ancak çağdaş biçimleriyle. Bulacağımız Sezai Karakoç”un neredeyse tamamı sembol diliyle yazılmış çağdaş mesnevîler olan2,3 şiirleridir. Adeta Mesnevî”nin ruh ikizi gibidir onun şiirleri.

Mevlâna Mesnevî”sini Kuran, sünnet, peygamberler tarihi, kelam, hikmet, tasavvuf menkıbeleri, felsefe, tarih, tabiat, halk hikayeleri ve gelenekleri ile kendi fikriyatı, hissiyatı, gözlemleri ve hatıralarından kurmuştur. Bu iç ve dış kuruluş unsurlarını kıyaslamak Sezai Karakoç”un şiirlerindeki mesnevîyi hissetmeyi kolaylaştıracaktır.4

Sezai Karakoç”u oluşturan üç temel insan etkisinden biridir Mevlâna.5Onun akıl özünü İmâm-ı Gazâlî, ruh özünü Muhyiddîn-i Arabî, kalb özünü ise Mevlâna inşa etmiştir. “Onlar bir nevi manevi baba durumundadırlar.6. Sezai Karakoç”taki Mevlâna ve Mesnevî etkilenmesi bir atıftan ibaret değildir. Daha 12 yaşındayken Mesnevî”yi tetkik etmiş7 biri olarak, onun, yazıldığı çağda üstlendiği görevi, günümüzde kendi şiirlerine taşıtmaktadır. Haçlı seferlerini, Moğol istilalarını görmüş, Doğu ve Batı arasında adeta sıkışmış, bunalmış, yok olmak üzere olan toplumun Mevlâna ve Mesnevî”sinden elde ettiği ruhsal derleniş toparlanış, direniş ve ayakta kalış gücü ve gelecek ümidi, günümüzün Doğu-Batı sıkışmasındaki toplumuna Sezai Karakoç ve onun “mesnevî şiir”leriyle aktarılmaktadır.

Sezai Karakoç”un, Hızırla Kırk Saat”i yayımladığı yıl olan – şiir hayatının on altıncı yılıdır- 1967″den beri yazdığı şiirlerin hemen tümünde Mesnevî ruhu kendini hissettirmiştir. Hızırla Kırk Saat, Taha”nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Çeşmeler, Leyla ile Mecnun, Alınyazısı Saati, hep kitaplık çapta mesnevî şiirlerdir8 ve birlikte, deyim yerindeyse onun Mesnevî”sini oluştururlar. Hacim ve ruh itibariyle Köpük, Fırtına, Sesler, Av Edebiyatı, Fecir Devleti, Masal, Ses, Ova ve Ateş Dansı şiirleri de bunlara dahil edilmelidir. Dokuz kitapta toplanan toplam 13 şiir kitabından yedi tanesi mesnevî kitaptır (Hızırla Kırk Saat, Taha”nın Kitabı, Gül Muştusu, Leyla ile Mecnun, Alınyazısı Saati, Ayinler, Çeşmeler). Bunların dışında kalan ve saf şiir olarak adlandırabileceğimiz ilk dönem şiirleri ise Dîvân-ı Kebîr”e karşılıktır diyebiliriz.

SEZAİ KARAKOÇ”TA MESNEVÎ – SEZAİ KARAKOÇ”UN MESNEVÎSİ

Sezai Karakoç 1996 yılında yayımlanan “Mevlâna”9 biyografisinde, XII. Bölüm”de daha yoğun olmak üzere, Mesnevî”yi tahlil etmiş ve ana hatlarını ortaya koymuştur. Bu tahlili, Sezai Karakoç”un kendi mesnevî şiirleri için de geçerli sayabiliriz.

Mesnevî”nin bu tahlilde ortaya konulan ayırt edici özellikleriyle Sezai Karakoç”un şiirinde bu özelliklere koşutlukların belirlenmesi, Mesnevî ruhunun günümüzdeki taşıyıcısını da işaret edecektir. Sezai Karakoç”un alıntıladığımız mısraları, onun şiirinin, Mevlâna biyografisinden çıkararak ve parantez içinde sayfa numaralarını vererek sıraladığımız, Mesnevî”nin temel özelliklerini haiz olduğunu örneklemekte ve aynı zamanda, kendilerinin oluş sırlarını da ele vermektedirler:

  1. “Tamamen rahmanî kaynaktan” gelmiştir.10 (s.63).

Bir şiir halinde gelen

Bir bilgi halinde gelen

O ses olmasa11

  1. Üstün bir ilhamın içinde somutlaştığı büyük kitabdır….Vahiy değildir, ilham kaynaklıdır ama, adeta ondan ötede bir ilham yoktur artık.”12 (s.63).

Sen zorla beni

Sen görevlerin görevi

Sen zorla gecenin kelebeği

Namaz bitimlerinin sır dili

Oruç ikindilerinin şehri

Sen zorla beni

İnsan dersi

Kelimeleri getir

Cebrailin öğrencisi13

  1. “Mevlâna”nın erdiği “makam”dan konuşma”sıdır. (s. 68).

Ben sen İsa ve Yahya

Bir gülü yetiştirmek için

Yaratılmışız

Şükür Tanrıya14

  1. Kur”anın yorumudur.15 (s. 72). “…Endirekt metotla Kur”an hakikatlerini öğretmek, ….yaşatmak” amaçlıdır. (s.73).

Bir yer var orada ipekten sedirler

Orada inci gibi çocuklar

Orada öbür tarafından eşyayı gösteren kızlar

İnsanlar uzanmış sonsuzluğa bakar

Altından ırmaklar akar

Orada yetmişi iki vakit var

Fakat her vakit de bahar bahar bahar

Bir mevsim geldi mi öbür mevsim gitmeyecektir

Bir mevsimde dört mevsim birden devşirilecektir.16

  1. “… “Görevli” bir kitaptır….”17 (s.64).

Tanrım altına karşı

Altının ufukları tutmuş

Görünmez yüzlü kanatlarına karşı

Bir gülü kılıç gibi kullanarak

Kalb yararak

Ruh sarsarak

Akıl kırarak

Büyük savaşı vermeğe sen gönderdin18

  1. “…Tarihi-sosyal amacı” vardır. (s.73).

Kasları çağa gerilmiş

Er kişiler çıkıyorlar bir bir geceden

Biliyorum geliyorlar sancaklarıyla

Geceyi silen sancaklarıyla

Gök yeşilini getiriyorlar

Güneşin ışığını taşıyorlar

Koşanlar bunlardır çağırdığım fecre doğru

Yoğrulacak bir fecre doğru19

  1. Okuyucuyu “…hiç bir eserin ve hiçbir şiirin varamayacağı bir maneviyat alemine” yükseltmektedir. (s.65). “…İnsan ruhunu Birlik denizine ulaştırarak kurtaran” bir nehirdir.20 “…İnsanı Tanrı adamı kılacak ortamı hazırlamaktadır ruhlarda.” (s.74)

Ve Tanrı görünüyor artık

Ve Tanrı onlardan razıdır artık

Saçılıyor bir hazine gibi ortaya

Gizli bir hazine gibi ortaya sırlar

Dayanmaz oldu bu açılıma aynalar

Kırılıp dökülüp yokluğa karıştılar

Uzaktan yakından camiler geldi

Gecemize ışık tuttular mum ve fener gibi21

  1. “…Zengin malzeme unsurları, tek tek büyük yapıda yerlerini alırken, adeta öz değiştirerek” ruhanileşmişler, rahmanileşmişler ve ulvileşmişlerdir.22 (s.64).

Ben bir deve gördüm Basrayı köpük köpük saçıyordu ağzından

Bir deve de Bağdatı lokma lokma yutan

Bir hörgücünde Şam bir hörgücünde kızıl bir akşam23

  1. Metafizik planlı ve konulu…”24dur. (s.74).

Meleği vücudumda duyarak

Kendimi kendime muhatap sayarak

Meleğin kelimelerinde yaşayarak

Okudum yeni bir kitabın ilk sayfasını

İlk ayetlerini25

  1. …Yeni bir dilin sonsuz dünyası…26dır. (s.57).

Ufuklardan ufuklara taşıyarak kelimeleri

Ne yapılar kurdum eleğimsağma gibi

İçimdeki buluttan yağıştan şimşekten ışıklardan

Gizli bir yapı taşından ders okudum ben

Şiirin birden kaçışını denizlerden27

  1. “…Metafizik bir lirizmdir.” (s.71).

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır28

  1. “Mesnevi, hazır ve gaibteki, şimdiki zaman ve gelecekteki dostlara, öğrencilere, kardeşlere, derli toplu, bir görüşü temsiller, hikayeler, mazmunlarla sunmak ve öğretmek için…”dir. (s.55)

Yeni bir çağın önüne

Yeni bir kitabı koyuyorum

Bir sayfada Kur”ana

Bir sayfada Kabeye açılıyorsun

Bir sayfada dönen hacıları kutluyorsun

Bir sayfada at sağnağı

Bir sayfada aşı saati kıyamet beneği

Bir sayfada bir kenti güçlendiren o kişi

O üçüncü kişi

Bir sayfada tuza dönüşen Lut kavmi29

  1. “…Bir nehir gibi akan çağrışımlar zinciri ve halkalarıyla uzamış temel kitap”dır. (s. 55).

Akşam kente bir meryem gibi girer

Bir çocuk kutsal bir çocuk doğurur gibi

Her yönden bir ses yükselir bu karanlık nedir

Kurban kesilirkenki karanlık

İbrahimin bıçağındaki karanlık loşluk aydınlık

Keskin ışık

İsmail

İsmail bir çocuk başından serçe geçen

Mavi bir gül nöbeti sertçe geçen

Omzundan arşlar dökülen30

  1. “Mesnevi, temelde bir eğitim kitabıdır.” (s. 72).

Aç susuz ve tekmelenmiş

Zavallı hayvanların bakışlarında

Çatlamış yüreğimizin kavı tutuşur

Dulların yetimlerin

Öksüzün ufkunda hayallerimiz uçuşur

Köle ve esirlerin

Yoksulun çaresizin

Gönlündeki burukluk bizim anımızdır

Anlatırsan bütün bunları bizi anlatmışsındır31

  1. “Çocuktan büyüğe, herkese sesleniyor. Alim, ümmi herkes yararlanabilir ondan.” (s.73).

Suyu arayan adam değil

Suyun aradığı adam ol sen de

Sen doğu olursan güneş sana gelecektir

Sen kuşluk olursan kuş sende ötecektir32

  1. “Mesnevi”yi okumaya başlamak, onunla hemhal olmak, yıllar yılı onunla yoğrulmak, bir değişim sürecine girmek ve onu yaşamaktır… Bir bilinçlendirme öğretisidir Mesnevi.” (s.73).

İlkin bu kötülük ağını yırtmak gerek

Köleliklerin çelik zincirini parçalamak

Ruhları çekip götürmek yeni bir dünyaya

Eritip arıtmak bir yüksek fırın potasında

Her türlü cüruftan pastan arınmalı maden

Arınış, büyük arınış gelmeli ateşten

Ruh arına arına özgür olmalı

Tanrı”ya yaklaşma halini bulma

Kitabın bir ödevi bu

Çağdan çıkarıp ebedi çağa götürme oyunu33

  1. Anadolu insanının ruh yapısının oluşmasında büyük katkıları oldu.”34 (s.75).

Ey kalbim sen yine bunları ara

Ve bul yeniden

Çatıda setlerde ufuk çizgisinin olduğu her yerde

Her müslüman gönülde ve yüzde

Bin bir yol gider bir yola varır

Orda kalbimizin fidanı göğerir

Orda gönlümüzün çiçeği açar

Açar bir gün elbet yeniden gönlümüzün çiçekleri

Görülmemiş fizikötesine ait çiçekler

Mesnevinin Manevinin

İhyanın Mektubatın

İstanbul”un Bursa”nın

Diyarbekir”in Konya”nın

Erzurum”un Bağdat”ın Şam”ın

Kahire”nin ve bütün Afrika”nın

Mekke”nin ve Medine”nin gülleri35

  1. “Divan-ı Kebir, Mevlâna”nın subjektivitesi, Mesnevi ise objektivitesidir….[O], bir senfoni, bir Âyin-i Şerif. İnsanlık Senfonisi ya da Âyin-i Şerifi.”dir. (s.69).

Eşyaya ve insana yeni bir maya katan

Kıyamet merceğiyle uyarlı diriliş aşısından

Bu son ayinin fısıltısından

Yeni bir soluk gelip ufkumuzu sarınca

Yeni Düzen”de buluşacak ağaç ve insan

Toprak ve su taş ve karınca

Artık mutluluktur ve mutluluğun ötesidir bu

Tanrının gözüyle bakış penceresidir bu36

SONUÇ
Mesnevî”nin Mevlâna”dan sadır oluşundaki şahsi, sosyal ve tarihi sebepler ile Mesnevî”yi oluşturan unsurların benzerliği yönünden, Sezai Karakoç bir mesnevî şairi ve şiiri çağdaş bir mesnevî olarak kabul edilebilir.

DİPNOTLAR

1 “Attar”da, Senai”de, Mevlâna”da, Câmi”de, Yunus Emre”de. Onların eserlerinde rahmanîliğin rüzgarları eser. O dünya gelmiş, bu dünyayı da içine almıştır sanki. Adeta, bu dünya, öbür dünya yapraklarından bir yapraktır. Ya da bu dünya gitmiş, ahiretin bir parçası olmuştur. Öyle bir dünya doğurmuşlardır ki, edebiyat, bu dünyanın içinde soluk alır. Tasavvuf ve musiki, bu dünyaya, zaman ve mekan boyutları olur. İslâm uygarlığının ruhudur bu.” Sezai Karakoç, Edebiyat Yazıları I, 2. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1988, s. 25.

2 “Aslında, yeni olmak, “eski”nin sırrını bulmaktır. Çünkü: o “eski”, bir nevi ölmezlik kazanmıştır. Şair de, zaten o ölmezlik sırrının peşindedir.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 25.

3 “Şiirin tarihi kurum haline gelmiş öğeleri, kaybolan medeniyet unsurlarının bambaşka biçimler ve şekillerde devam etmesi gibi, aslında yenilenerek sürüp giderler……Ayni görünüşle olmasa da bu ortaya çıkış, anlayan ruhlarca kolayca saptanabilir.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 104.

4 Mevlâna”nın çocukluğu İran”da, Sezai Karakoç”un Güneydoğu Anadolu”da geçmiştir. Her ikisi de,  Ortadoğu coğrafyası, iklimi, gelenekleri ve söylenceleri arasında yetişmişler ve şiirlerinde bu arka planı korumuşlar, ortak inanç ve kültür kaynaklarından beslenmişler, çağlarının kültür başkentleri olan Konya ve İstanbul”a göç etmişler, hayatlarını inançları ve milletlerini yüceltmeye adamışlar ve bu uğurda yazdıkları eserlerini kendileri yaymışlardır.

5 “Tanrı aşkından doğan o atlı

Yunus izli Mevlana çizgili

Muhyiddin-i Arabi gölgeli Gazali hacimli” Sezai Karakoç, Alınyazısı Saati, 3. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1998, s. 56.

6 Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 98.

7 “Bir arkadaş, evlerinde çok eski kitaplar olduğunu söyledi. Evine gittik…..Bir Mesnevi şerhi, bir de farsça öğreten birkaç kitap aldım. Mesnevi şerhinde hem metin, hem lugatler, hem anlam, hem de açıklama vardı. Bu benim için çok yararlı oldu. Adeta Mesnevi”yi anlamaya başlamıştım. Ortaokulda ikinci sınıftaydım. Çok erken bir uyanmasıydı bu zihnimin.” Sezai Karakoç, «Hatıralar – XXIX », Diriliş Dergisi, Dönem 7, Sayı 29 (6 Şubat 1989), s. 12.

8 “Kitaplık çapta şiirler de Mesnevilere karşılıktır.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 104.

9 Sezai Karakoç, Mevlâna, İstanbul: Diriliş Yayınları, 1996

10 “Veli şairler, ilahi ilhamdan nasiplerini almışlardır. Şiirleri keramettir. Mevlanada olduğu gibi. Rahmani ilhamdan kaynaklanmıştır bu şairlerin eserleri.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 44.

11 Sezai Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu, 6. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1996, s. 42.

12 “[Mevlâna ve Muhyiddîn-i Arabî] biri arapçada, biri farsçada, şeytan nefesinin gölgesini bile üstüne düşüremediği şiirlerle, Vahiy katının hemen altındaki ulvi alanda kanat çırpmışlar ve çırpmaktadırlar.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 45.

13 Sezai Karakoç, Leyla ile Mecnun, 4. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1997, s. 59.

14 Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saat, 8. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1998, s. 18.

15 “«Peygamber değildir, fakat kitap sahibidir» demişti Molla Câmi, Mevlâna için. Çünkü: mesnevi kitap, Kutsal Kitabın saf ve diri, yeni ve capcanlı bir yorumuydu. Kitaplığını, KİTAP”tan alıyordu Mesnevi.” Sezai Karakoç, Çağ ve İlham II, 3. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1979, s. 197.

16 Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu, s. 22.

17 “O kitabın çağ için bir görevi, çağından sonrası için bir görevi vardır. Ahkam getirmek peygamberlerin işidir, vahiy işidir. Ama zaman zaman bunalıma giren müslümanları yeniden kendine getirecek bir çağrı, bir sesleniş önderlerin ödevi.” Karakoç, Mevlâna, s. 64.

18 Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu,  s. 107.

19 Sezai Karakoç, Zamana Adanmış Sözler, 5. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1997, s. 12.

20 “Mesnevi”nin bin bir renk ve parıltısından şaşıranlara, bütün bu renklerin altındaki tek rengi, birlik rengini göstererek, Hz. Mevlâna cevap veriyor.” Karakoç, Mevlana, s. 66.

21 Sezai Karakoç, Ayinler, 5. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1998, 5. Baskı, ss. 36-37.

22 Sezai Karakoç şiirini kurarken, malzeme olarak kullandığı doğayı aşamalardan geçirerek dönüştürür. “Doğa- Soyutlama- Metafizik ve mutlak alem- Yeniden somutlanış: Diriliş” şeklinde özetlediği zincirleme dönüşüm hakkında bkz.: Karakoç, Edebiyat Yazıları I.

23 Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu, s. 14.

24 “Sanata kaynaklık eden din, dini bozmayan sanat disiplini, İslam uygarlığının temel ilkelerinden biri olmuştur. Dinle sanatın en çok içiçe girdiği Mesnevi”de bu dikkat, bütünüyle korunmuştur. Din dindir, sanat sanat; ikisinin ilişkisi olsa da.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 15.

25 Karakoç, Zamana Adanmış Sözler, s. 23.

26 “Mevlevilikte şiir, musiki ve tasavvuf birbirinden ayrılmaz, tek parça bir ruh akışının üç görünümüdür.” Karakoç, Edebiyat Yazıları I, s. 45.

27 Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu, s. 41.

28 Karakoç, Zamana Adanmış Sözler, s. 56.

29 Karakoç, Taha”nın Kitabı / Gül Muştusu, s. 47.

30 Sezai Karakoç, Körfez / Şahdamar / Sesler, 6. b., İstanbul: Diriliş Yayınları, 1996, s. 10. Sezai Karakoç”un şiiri bir çağrışımlar ve semboller denizi gibi çalkalanmaktadır. Bu çalkantının köpüklerinden doğan “Köpük” şiiri, onun çağrışım ve sembol dünyasının enginliğine en iyi örneklerdendir.

31 Karakoç, Leyla ile Mecnun, s. 58.

32 Karakoç, Hızırla Kırk Saat, s. 41.

33 Karakoç, Leyla ile Mecnun,s. 63.

34“Anadolu”nun yeniden kuruluşunda, Mevlâna Celâleddin metafizik planın mimarıdır…..Anadolu”nun, hatta bütün İslam dünyasının, Doğunun «tabib-i manevî»si olur.” Sezai Karakoç, Yunus Emre, 5. b., İstanbul, 1985, s. 12.

35 Sezai Karakoç, Alınyazısı Saati, 3. b., İstanbul, 1998, s. 51.

36 S. Karakoç, Ayinler, İstanbul, 1998, 5. Baskı, sf.25.

kaynak: Mesnevi ve Sezai Karakoç, Rıza DURU, “Mevlana Araştırmaları-1″ içinde, Ed. A. Karaismailoğlu, 2007, Ankara, Akçağ.