Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış

    

 

  




 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
SAHTE YOL GÖSTERİCİLER
28 Kasım 2016 00:18

MEVLANA’NIN SAHTE YOL GÖSTERİCİLERE İLİŞKİN UYARILARI

Dr. Ergin Ergül

Giriş

Bizim Mevlana olarak, Batı dünyasının Rumi diye bildiği büyük mutasavvıf düşünür ve bilge,  parlak medeniyetimizin çok yönlü ve evrensel şahsiyetlerinin başında gelmektedir. Tarihi bir kişiliğin ve düşüncesinin evrensel kabul edilmesi, onun kendi çağından sonra da, insanın ve insanlığın sorunlarının çözümünde bir referans ve ilham kaynağı olması anlamına gelir. Ülkemizin, milletimizin ve gönül coğrafyamızın varlığını ve istikbalini hedef alan 15 Temmuz hain darbe girişimi, Mevlana’nın sıklıkla dile getirdiği sahte yol göstericiler tehlikesi üzerinde önemle durmayı gerektirmektedir.

Mevlana kendisi gerçek ve büyük bir yol gösterici olduğundan insani, dini ve tasavvufi değerleri istismar eden sahte yol göstericilerin bireyler, toplum ve ülke için ne denli tehlikeli sonuçlara yol açabileceğinin farkındadır. Bu nedenle bireylere, iki yüzlü,  maskeli tipler olan sahte yol göstericilere kapılmamaları, ömürlerini onların peşinde tüketmemeleri için  çok çarpıcı uyarılarda bulunur:

Etrafında insan yüzlü birçok şeytan vardır. Öyleyse, her ele el vermen uygun değildir. [1]

Dikkat et de kayma, bu zamanda, insan çalanlar, altın çalanlardan daha fazla. Duyarsın; Hırsızlar altın peşinde koşuyor; Sen de altın madenisin kendinden habersiz olma! Ey insanoğlu![2]

Ey insan! Hazine bulursun  ama ömür bulamazsın. Sen uğraş da kendini bul, kendindeki gizli hazineyi araştır.  Kendini bul, ama dikkatli ol, kendini çaldırma![3]

Sahte yol göstericiler hileci kuş avcılarına benzer

Mesnevinin çeşitli yerlerinde  sahte yol göstericiler için çok çarpıcı bir benzetmeyi tekrarlar. O, bu kişileri kuşları avlamak için tuzak hazırlayan, kuş taklidi yapan avcılara benzetir:

Avcı pusuda gizlenmiştir de, kuş gibi öter durur. Kurnaz avcı; ‘Bu sesi, bu ötüşü bu yapıyor’ diye ölmüş bir kuşu önüne koymuştur. Kuşlar, onu kendi cinslerinden sanıp etrafına toplanırlar. Avcı ise, on­ları yakalar ve derilerini yüzer.[4]

Bu uyarının benzerini sahte yol göstericilerin sözlerini kuş yakalamak için hazırlanmış tuzağa benzeterek Mesnevisinin daha ilk cildinin başlarında da yapar:

Görmez misin? Avcı, kuşu aldatıp tutmak için ıslık çalar. Kuş gibi öt­meye çalışır. O kuş, işittiğinin kendi cinsinin sesi olduğunu sanarak, havadan iner ve tuzağa düşer. [5]

Aşağılık bir kişi, birtakım saf kimseleri etkilemek için dervişler gibi konuşur. Oysa evliyaların işleri aydınlıktır, samimidir. Aşağılık kişilerin -sahte yol göstericilerin- işleri ise aldatma, hile ve utanmazlıktır.[6]

Bu kişiler her türlü plan, strateji, kumpas ve aldatma konusunda uzman olduklarından ve  kesin inançlı bireylerin oluşturduğu bir örgüt desteğini arkalarına aldıklarından, ilk etapta gerçek yüzlerinin ve niyetlerinin  anlaşılması zordur. Dolayısıyla arayış içerisinde olan bireyin kulağa hoş gelen sözlere, görünüşe kapılmaması, ayrıca  çok dikkatli  ve uyanık olması gerekir. Mevlana bu hususa özellikle dikkat çeker:

Hakk yolunda yürüyen kişinin uyanık olması gerekir. Çünkü yol, görünüşte dümdüz ve güzeldir. Fakat altında tuzaklar vardır. Nitekim bu yolda bize kılavuz olacak bir çok tanınmış, parlak isimlerde mânâ kıtlığı, mânâ uymazlığı vardır. Bir çok kişiler, adlarının adamı değildir. Görünüşe kapılmamalıdır. Şunu iyi bilmeli ki: “Sahte yol göstericilerin adları, sözleri tuzaklara benzer. Onların kulağı okşayan, fakat rûhânî olmayan güzel sözleri, ömrümüzün suyunu emen kumdur.”

Kum gibi ömür suyunu emen, bizi tüketen boş sözler olduğu gibi, içinden âb-ı hayat fışkıran kum da vardır. Bu kum pek az bulunur. Sen git de içinden irfan coşan, ilâhî sırları meydana vuran kumu ara.[7]

Mevlana ardından kuru kumsala benzettiği sahte yol göstericilere kapılmama hususunda uyarır:

Allah adamından gerçek yol göstericiden başkasını, kuru kumsal bil. O kumsal, her zaman senin ömür suyunu içer, seni tüketir.[8]

Sahte yol göstericileri ayırt etmek için ölçütler

Kişiler ruhsal olgunlaşma ve arınma, farkındalık ve bilinçlenme amacıyla manevi yol göstericileri ararlar ve izlerler. Mevlana bu konuda sahte olandan gerçeği ayırt etmede sağlam ölçütler verir. Bu ölçütlerin ilki bu kişinin izleyicisini, bağlısını maddi ve manevi olarak sömürmemesi, onu ve imkanlarını  kendi  maddi, siyasi vs. dünyevi amaçları için kullanmamasıdır. Zira çıkarcı ve istismarcı bir kimse gerçek yol gösterici olamaz. O  bu konuda şöyle der:

Bilgeler, hikmetle dediler ki: ihsan ve kerem sahiplerine konuk olmak gerek.

Halbuki sen, sahtekarlığı yüzünden sende olan herşeyi kendine alan birisinin takipçisi olmuşsun.

Kendisi güçlü değil, seni nasıl güçlü yapacak? Sana ışık vermek nerede, seni karartacak!

Kendisinde  ışık yokken, onunla birlikte olanlar nasıl ışık alacaklar?

O yarı kör bir göz doktoruna benzer, gözlere yünden başka ne koyabilir ki?[9]

İkinci ölçüt bu kişiler kendilerini çok yüksek, seçilmiş ve adeta insan üstü varlıklar görürler ve çevesindekileri bu iddialarına inandırırlar. Takipçileri de bu kişilerin üstün insan ve/veya insan üstü varlık olduğu propogandasını yaparlar:
 

Onda Allah’dan ne en ufak bir bir koku var, ne bir belirti. Fakat büyüklük iddiası Şit’ten de ileri, insanlığın atası Âdem’den de!

Hattâ ona, Seytan bile yüzünü göstermez. Böyle olduğu halde o “Biz ermiş kişilerdeniz, hattâ daha ileriyiz “ der.[10]

Mevlana bu kişilerin adeta kuş yemi veya olta yemi olarak kullandıkları malzemenin, din ve tasavvuf  ulularının sözleri ile kendilerini bu gerçek ulularla bir tutmaları, hatta onların üzerinde görmeleri olduğunu belirtir:

Kendisini gerçek ermiş sansınlar diye dervislerin nice sözlerini çalmıştır.

 Sözlerinde Bayezid’i eleştirir. Halbuki onun içyüzünden Yezid bile utanç duyar.

Gökyüzünün ekmeğinden, sofrasından mahrumdur. Allah, önüne bir kemik bile atmamıstır.

O ise “Sofrayı yaydım, Allahın halifesiyim, halife oğluyum” diye çağırır durur.

Ey sâf açlar, “hiç” yemek için soframa buyrun, demektedir.[11]

Mevlana sahte yol göstericileri tanımak için başka çok önemli bir ölçüt daha verir. Bu kişilerin, gerçek yol göstericilerden çaldıkları ya da onlarınkine benzettikleri sözlerine, oluşturdukları kamuoyu algısına göre değil  de, yapıp ettiklerine, işlerine ve bunların kime/kimlere yaradığına göre değerlendirilmesi gerektiğini söyler:

Gümüşün yüzeyi beyaz  ve yeni olsa da,  o el ve elbiseleri  karartır.

Ateş, kıvılcımlı ve kızıl  görünse de onun işlerinin karalığına bak!

Yıldırım, bakışta aydınlık görünür; fakat onda gözü kamaştırmak özelliği vardır. [12]

Zaman içinde er ya da geç, bu en büyük sahtekar, yol kesici ve hırsız şahısların asıl yüzleri  ortaya çıkacaktır. Bu durum, söz konusu sahtekarların takipçileri için tam bir hayal kırıklığı, maddi ve manevi en büyük kayıp ve pişmanlık olacaktır:

Bazıları onun yarın sözüne güvenerek yıllarca kapısının etrafında bekler, fakat bir türlü o yarın gelmez.

İnsanın sırrının az çok meydana çıkması için uzun zaman geçmesi  lâzımdır.

Beden duvarının altında define mi var, yoksa yılan, karınca, ejderha yuvası mı?

O sahte yol göstericinin hiçbir sey olmadığı meydana çıkıncaya kadar arayış içinde olanın da ömrü tükenmiş olur: artık bu bilgi onun ne işine  yarar? [13]

Sahte yol göstericilerin ikna yöntemleri

Sahte yol göstericiler, gerçeğin kendi tekellerinde olduğunu ve insanları buna yalnız kendilerinin ulaştırabileceğini iddia ederler:

Gel de sana hakîkat ay’ını göstereyim!’ der; halbuki o nûrsuz kişi, ay’ı asla görmemiştir! Ey ham kişi! Sen, ayın aksini, hayalini suda bile görmemişsin; nasıl olur da kendisini başkasına gösterebilirsin?

Sahte yol göstericilerin en büyük özelliği etkili konuşmaları, dilin ve kelimelerin büyüsünden yararlanmaları, hipnotik dil kalıpları ile zihinleri kontrol etmeleridir. Nitekim Mevlana sahte yol göstericilerin  güzel konuşmaları ile saf insanları kuşlar gibi avladıklarına işâret  ederek dilin istismarına ve zihin kontrolüne özellikle vurgu yapar:

Ey dil, sen, hem tükenmez bir hazinesin, hem de çaresiz bir dertsin.

Sen hem kuşlar için  bir hile ve ıslıksın, hem de insanı ayrılık zamanında teselli edicisin.[14]

Ayrıca sahte yol göstericiler, insanları ikna etmek ve kendilerine tabi kılmak için büyük eserler vermiş, saygı gören gerçek yol göstericilerin sözlerini kullanırlar:

Ey sağduyu sahibi, bilge olmayanın dilindeki hikmetli sözleri ödünç alınmış elbiseler bil..

Bir hırsız güzel bir elbise giyse de, o eli kesik senin elini nasıl tutabilir? [15]

Başka bir yerde, bu sözleri çürük cevize benzetir:

Sahtekarın sözü çürük cevizdir. Cevizin sesi aklını beynini alıp götürür.[16]

Mevlana kalp paraya benzettiği sahte yol göstericileri de er ya da geç gerçek yüzlerinin anlaşılacağını hatırlatarak uyarmaktan geri kalmaz:

Ey altın suyuna batmış olan bakır (yâni, sahte yol gösterici); ettiğin  yol göstericilik dâvâsından vazgeç! Çünkü, sana gelen müşteriler hep böyle gözü kapalı kalmazlar.[17]

Sahte yol göstericilere kananlar ya da tedbirsiz kuşlar

Mevlana, insanı felakete attığına inanılan bir yaratık olan gulyabani’ye benzettiği sahte yol göstericilerin propaganda ve adam kazanma yöntemlerine ve çabalarına da özellikle dikkat çeker:

Her yandan bir gulyabani[18] yâni sahte yol gösterici çağırıp durmada seni; Dinle kardeş!; yol mu arıyorsun? Buraya gel! Onların her biri; ‘Sana yolı göstereceğim,  senin iyi bir yoldaşın olacağım,  bu zorlu yolda sana  kılavuzlık yapacağım” der. Aslında, seni çağıran ne yol göstericidir, ne de gerçeğin yolunu bilir. O kurta doğru gitme ey Yusuf! [19]

Mevlana aklını kullanan, ayırt etme kapasitesine sahip kimselerin sahte yol göstericilere kanmayacağı belirtir. Bu kişilere kanmamak için zeki olmak yetmez, ayrıca ayırt etme kabiliyeti gerekir. Bir kişi böylelerine kanmışsa zeki olarak bilinse olsa, gerçekte öyle sayılmaz. Nitekim böyle kişilerin etrafında nice eğitimli, tanınmış, üst düzey iş ve meslek sahibi insanların olması Mevlana’nın bu tespitinin ne kadar isabetli olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Mevlana sadece sahte yol göstericilerden değil, akıllarını kullanmayarak bunların peşinden gidenlerden de uzak durmayı öğütler:

Değersiz ve sıradan bir kimse Davutluk iddiasına kalkışır. Gerçeği yanlıştan ayırt etme kabiliyeti olmayan da ona bağlanır. Bu kişi, avcının taklit ettiği kuş sesini duyar da  aptal bir kuş gibi, o yana yönelir.

O kişi gerçeği hayaldan ayırt etmez, şaşırmıştır. Sana  manevi yönü var gibi gelse de kaç  ondan.

Böyle kimse çok keskin bir zekaya da sahip olsa, kendisinde bu ayırt etme kabiliyeti olmadığından, o bir aptaldır.[20]

Diğer yandan hayata beş duyu çerçevesinden bakan, kişisel çıkarlarının hedeflerini belirlediği olgunlaşmamış kişilikler de bu sahte yol göstericiler için iyi bir av potansiyeli oluştururlar. Bu kişiler seviyeleri gereği, taklitçi, sahte yol göstericilerden hoşlanırlar:

Gerçek velînin mübarek dudaklarından dökülen hakîkat şarabını tatmayan, ondan uzak kalan kişinin canı, taklitçinin (sahte yol göstericinin) şarabının âşıkıdır. Kör kuş tatlı suyu göremezse, acı suyun kaynağının etrafında dönüp dolaşmaktan başka ne yapabilir?

Bazı maneviyat istismarcıları, insanın hoşuna giden makam, mevki, mal ve servet, rahat ve konfor da vaat edebilir, hatta sağlayabilirler. Gerçek tedbir, bu kişilere karşı, bu kişilerin yönettikleri yapıların mensuplarının aldatma ve adam kazanma yöntemlerine karşı uyanık olmaktır. Mevlana bunu şöyle dile getirir:

Tedbir, seni davet ettiler mi bunlar, benim hayranım, beni seviyorlar, beni istiyorlar dememendir. Davetlerini, avcının kuş avlamak için çıkardığı kuş sesi olarak gör. Avcı ölmüş kuşu orta yere koyarak sesi bu kuşun çıkardığı izlenimini verir. Kuş onun kendisi gibi bir kuş olduğunu sanır. Kuşlar onun etrafına toplanır, avcı da tüylerini yolar……Ancak Allah hangi kuşa ihtiyat ve tedbir duygusu vermişse o kuş, o yeme ve  tuzağa aldanıp gelmez.[21]

Sahte yol göstericilerin tehlikeleri

Mevlana Mesnevi’nin ilk cildinde tarihî bir vâkıadan, Hristiyanlığın Pavlus tarafından tahrif edilmesi olayından hareketle, sahte yol göstericilerin yöntem, amaç ve zararlarını uzun bir hikâye şeklinde anlatır. Mesnevinin ilk hikayelerinden oluşuyla da dikkat çekici “Bağnazlığından Hristiyanları Öldüren Yahudi Hükümdarı” başlıklı hikayede, Hristiyanlığın yayılmasıyla başa çıkamayan fanatik hükümdara fitneci veziri bir plan sunar. Vezir Hristiyan olduğunu ilan edecek, hükümdar kendisini Hristiyanların arasına sürgün edecek, o da samimi bir Hristiyan gibi onları ikna ederek dini liderleri konumuna geçecek ve zaman içinde onları birbirlerine düşürecektir. Mevlana vezir hakkında şöyle der; 

Görünüşte din hükümlerini anlatıyordu; fakat bu anlatış, gerçekte, içerik olarak  kuş avcısının ıslık ve tuzağı gibiydi. [22]

Mevlana bu hikayede geçen olaylara ilişkin tespit ve düşünceleri üzerinden  sahte yol göstericilerin uluslararası güç odakları tarafından  nasıl kargaşa  çıkarmak ve iç çatışmalara ve savaşlara yolaçmak için kullanılabileceğini, aklını kullanmayan insanların nasıl böyle bir planın piyonları olabileceklerini ortaya koyar:

Dikkat çekici diğer bir husus, vezirin İsa’nın vekili iddiası ile ortaya çıkışından önce Hristiyanların on iki ayrı gruba ayrılmış olmalarıdır. Bu ayrılık vezirin planını uygulamasını kolaylaştırmıştır.

Bu dönemde, İsâ’ya uyanların on iki yöneticisi vardı. Her grup bir yöneticiye tâbiydi; kendi yöneticisine menfaat hırsından köle olmuşdu. Bu on iki yönetici ve kendilerine uyanlar, o hain vezirin kölesi olmuşlardı. Hepsi, onun sözüne güveniyordu, hepsi onun davranışını modelliyordu. Vezir emrettiği takdirde, her yönetici canını vermeye hazırdı.[23]

Mevlana vezirin hristiyanların saygısı ve sevgisini kazanma, onları kendisine bağlama faaliyetlerini şöyle anlatır:

O inkarcı vezir, din nasihatçisi (vaiz) olmuş, ancak hile ile badem helvasına sarımsak karıştırmıştı!

Ayırt etme yetisi  olanlar onun sözlerinden acılık karışmış bir tat almaktaydılar.

 O, kötülükle karışık hoşa giden  sözler söylemekte, şeker şerbetinin içine zehir dökmekteydi.

Sözlerinin dış yüzü/görünüşü, yolda çevik ol, diyordu. Gerçekte ise cana, ihmalkar ol demekteydi. [24]

Vezir böylece Hristiyanların tüm gruplarını kendine bağlar:

Vezirin sözleri, uyanık ve basiretli/anlayışlı olanlardan başkaları için bir boyun halkasıydı .

Vezir, HÜKÜMDAR altı ay ayrı kaldı, bu müddet zarfında İsa’ya uyanlara sığınak oldu.

Herkes, gönüllerini ve dinlerini, ona teslim ettiler. Onun talimat  ve kararıyla  canlarını feda ediyordu.[25]

Vezir planı gereği iyice kendisine bağladığı Hristiyanların arasından ayrılmadan önce on iki gurubun her birinin liderini ayrı ve gizli şekilde çağırarak, onu  kendisinden sonra yerine geçecek kişi olarak tayin ettiğini, uyması ve yayması gereken düşüncelerin de sadece kendisine verdiği kitapçıkta olduğunu, kendisi bu dünya’dan ayrılmadan bu sırrı açıklamamasını, kendisinden sonra başa geçtiğinde liderliğini kabul etmeyenlerle savaşması gerektiğini söyler. Vezirin ortadan kaybolmasının ardından, bu grupların liderleri arasında iktidar kavgası başlar. Bu çekişme korkunç ve kanlı bir iç savaşa dönüşür. Mevlana’knın ifadesiyle:

Her biri ellerinde kılıç ve bir yazılı tomar, azgın filler gibi birbirleriyle  vuruşmaya giriştiler.

Kesik başlardan tepeler oluşuncaya kadar yüzbinlerce hristiyan öldürüldü.

Sağdan soldan sel gibi kan akıyordu; Havaya  toz dağları yükseliyordu.

O vezirin ektiği anlaşmazlık tohumları, onların başlarına felaket kesilmişti.[26]

Sonuç

Asırlar ötesinden insanlığa yol göstermeye devam eden Hz.Mevlana gerçek yol göstericilerle sahtelerini ayırt etme ve sahte yol göstericilere  karşı birey, toplum ve devlet olarak uyanık olma konusunda da günümüzde de güncelliğini koruyan şaşmaz  ölçütler vermektedir. Bu ölçütler,  onun baş yapıtı Mesnevisinin bir çok yerine sepiştirilmiştir. Böylece Mevlana bu konunun, hikayeler ve çarpıcı benzetmeler vasıtasıyla okuyanların zihinlerinde yer etmesini ve farkındalık oluşmasını sağlamayı amaçlamıştır. Mesnevinin ilk cildinin başlarında yer alan “hükümdar ve vezir” hikayesindeki iç savaş, kargaşa çıkarma yoluyla hedefe ulaşma ve bunun için dini ve insani değerleri istismar eden sahte yol gösterici ve örgütler oluşturma stratejileri, adeta uluslararası şer odaklarının günümüzde, ülkemize ve  islam dünyasına yönelik hain planlarını haber vermektedir.

15 Temmuz hain darbe girişimi, hiç kuşkusuz  ülkemize bir çok bakımdan zarar vermiştir. Ancak milletimiz modern Pavlus üzerinden inancımızı tahrif ve ülkemizi parçalama  planını boşa çıkartarak, bu planın kurucularını tam bir hayal kırıklığına ve gerçek bir hezimete  uğratmıştır. Hiç kuşkusuz bunda her şeye rağmen Mevlana ve Yunus gibi gerçek yol göstericilerin  milletimizin kolektif bilinçaltında yaşayan düşünce ve irfan  mirasının önemli katkısı vardır.

Bu be nedenle  Mevlana gibi medeniyet kurucu şahsiyetlerimizi, içinden geçtiğimiz ciddi kriz ortamlarından çıkış için yol gösterici ve ilham kaynağı olarak değerlendirmeye her zamandan çok daha fazla ihtiyacımız vardır.

Mevlana gibi gerçek yol göstericileri tanıyan nesiller, ne vadederlerse etsinler, hangi strateji ve yöntemleri kullanırlarsa kullansınlar, ne kadar etkili  algı operasyonları yaparlarsa yapsınlar, bu  sahtekarların peşinden gitmelerini önleyecek bilinçlenme ve farkındalık düzeyini yakalayacaklar,  her zaman gerçek yol göstericileri sahtelerinden ayırt etme kabiliyetini elde edeceklerdir.

(Haber Ajanda, Kasım 2016, Yıl: 10,Sayı: 20, ss.27-33)


 

[1] Mesnevi, I/316. Aksi belirtilmedikçe, Mesneviye yapılan atıflar aşağıdaki eserin beyit numaralarıdır: Eva De Vitray-Meyerovitch/Djamchid Mortazavi, Mathnawi, La quête de l’absolu, édition du Rocher, Paris 2004. Bu eserden yapılan çeviriler aşağıdaki Türkçe çevirilerle karşılaştırılarak tarafımızdan yapılmıştır:  Derya Örs, Hicabi Kırlangıç, Mesnevi-i Ma’nevî, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, İstanbul 2015;  Adnan Karaismailoğlu, Mesnevî, Akçağ Yayınları, Ankara 2004;  Ali Yaver Caferi, Mesnevî, Mevlânâ Celaledin Rumî, Tablet, Konya 2007; Şefik Can, Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi, Ötüken yayınevi, İstanbul 2003; Veled İzbulak, (Gözden geçiren Abdulkadir Gölpınarlı) Mesnevî, Konya Büyükşehir Belediyesi, İstanbul 2004.

[2] Şefik Can, Dîvan-ı Kebir, Seçmeler, Ötüken, İstanbul 2009, c. I, no: 316. 

[3][3] Can, Divan-ı Kebir, c. I, no.409, bkz. http://www.recepsen.com/DivaniKebirdenSecmelercilt_1.pdf

[4] Mesnevi, III/231-233

[5] Şefik Can, Konularına Göre Açıklamalı Mesnevi Tercümesi, c.I/317-318, s.33

[6] Mesnevi, I/318-320

[7] Can, Mesnevi, c.I, s.96

[8] Can, Mesnevi, c.I, s.97

[9] Mesnevi, I/2264-2268

[10] Mesnevi, I/2272-2273

[11] Mesnevi, I/2274-2278

[12] Mesnevi, I/449-451

[13] Mesnevi, I/ 2279-2282

[14] Mesnevi, I/1700-1701

[15]Mesnevi, II/666-667

[16] Mesnevi, III/226-227

[17] http://www.semazen.net/yazar_yazi.php?id=1180

[18] TDK Büyük Türkçe Sözlükkte,: Karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.57f6a410029336.63048862

[19] Mesnevi, III/ 215-218

[20] Mesnevi, III/2564

[21] Mesnevi, III/230-233

[22] Mesnevi, 1/365

[23] Mesnevi, I/458-461

[24] Mesnevi,  I/445-448

[25] Mesnevi,  I/45-454

[26] Mesnevi, I/702-705

 

 

Bu Yazı 924 defa okundu.
KİM OLDUĞUNU HATIRLA
M. Faik Özdengül
İşrâk ve Melâmet
Mahmut Erol Kılıç
Kör ile kötürüm
İsmail Güleç
MEVLANA ÜRPERTİSİ
Muhsin İlyas Subaşı
Tebriz'e Sesleniş
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
SAHTE YOL GÖSTERİCİLER
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
MESNEVİ’DE MANEVÎ MOTİVASYON
Yakup Şafak
SEMA ADABI
Ö. Tugrul İnançer
HAZRET-İ MEVLÂNÂ’NIN SEMÂ'I
A.Selâhaddin Çelebi
MESNEVÎ HİKÂYELERİ
Adnan K.İsmailoğlu
HZ. MEVLÂNÂ’YI ANLAMAK
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Hiç Olmak
M. Sait Karaçorlu

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0298 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya