Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış

    

 

  




 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Güncel Haberler

Tâhirü'l Mevlevî Dede

Tâhirü'l Mevlevî Dede, vuslatlarının 65. yıldönümünde kabri başında duâlar ve niyâzlarla yâd edildi.

21 Haziran 2016

Tâhirü'l Mevlevî Dede, Şefik Can Uluslararası Mevlânâ Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından tertip edilen, Vakıf başkanı H. Nur Artıran Hanımefendinin de iştirak ettiği bir program ile; Yenikapı Mevlevîhânesi'nin hemen yanında bulunan Hâmuşan mezarlığındaki kabri başında duâlar ve niyâzlarla yâd edildi.

                        Tahirü'l Mevlevi Anma Toplantısı

            Perdenin ardına geçişinin 65. yıldönümünde Tâhirü'l Mevlevî Dede'ye büyük özlem ve hasretle...

           Tâhirü'l Mevlevî, Mesnevîhan Mehmed Esad Dede'nin Mesnevî derslerine devâm ederek on altı yaşında ondan "Mesnevîhânlık" icâzeti almış, son dönemin önemli Mesnevî şârihlerinden olmakla birlikte şahsiyetiyle yüzyılımıza damgasını vurmuş latif zarif bir gönül eridir. Yenikapı Mevlevîhânesi'nin son Mesnevîhânı olmakla bu icazetin gereğini layıkıyla yerine getirmiştir.

            Kütüphanesinin başköşesine; "Kitaplar sevgili gibidir, siz hiç sevgilinizi kısa süreliğine de olsa bir başkasına verir misiniz?" yazacak kadar kitap âşıkıdır Tâhirü'l Mevlevî; ama engin ilmini ve irfânını sadece kitaplardan elde etmemiş yirmili yaşlarında Yenikapı Mevlevîhânesinde çileye soyunmuştur. Yaşadığı tecrübeleri ise "Çilehâne Mektupları" adlı kitapta anlatır. Tâhirü'l Mevlevî'ye, Matbâh-ı şerifte çileye başlayacağını söyleyen Şeyhi Mehmed Celâleddin Dede, sahib olduğu ilim, şiir ve asaletin onu diğer dervişlerden ayırmayacağını söylüyor ve kendisini şu şekilde ihtar ediyor; 

            "Evlat, şimdi matbah-ı şerîfte üç cân var bir de nazarın girerse dört olacak. Görülecek hizmette senin onlardan hiçbir farkın olmayacaktır. İlmin, şiirin, asâlet ve karâbetin şimdilik sana medâr-ı imtiyâz olamaz. Seni onların üstünde, onları senin altında tutacak olursam Allah'ın indinde ben mes'ûl olurum."

Tâhirü'l Mevlevî Dede ise mektubunda bunları anlatırken, mektubun devamında, göstermiş olduğu tüm samimiyet ve teslimiyet ile Şeyhine Eyvallah ettiğini şu sözlerle ifade eder; 

“Fakir onları evvelce düşünüp, 'Merd-i meydân-ı rızânın kârı eyvallahtır" teslimiyetinde bulunacağımı arz ettim. Validemin rızasının olup olmadığını sordu, ona da eyvallah deyince ertesi cuma günü saka postuna oturdum. Mâlum ya sakâ postunda üç gün oturup matbâh-ı şerifte ne hizmet görüldüğüne ve ne sûretle yatılıp kalkıldığına vukûf kesbeyleyerek tahammül olunup olunmayacağı anlaşılır.

            Birader çile âlemi hakikaten başka bir âlem. Fakîr evvelce de Mevlevî muhibbi idim, çoğunlukla dergâhta yatar kalkardım; fakat bu neşeyi bulamazdım. Sen de Mevlevîsin, şeyhzâdesin, amma sözüme darılma, çilekeş olmadığından bu neşeyi bilemezsin. Evvelden ilme-l yakîn biliyordum, bu sefer ayne'l yakîn öğrendim ki matbâh cânları gündüz hizmetleri ile meşguldürler. İstirahat zamanları ise yatsı namazından sonra sabah namazına kadar olan vakittir. Yatsı namazı eda edilip, ism-i Celâl okunduktan sonra dedeler hücrelerine, cânlar meydân-ı şerife giderler. Artık matbâh ve meydâna kimse gelmediğinden, mangal başında rahat rahat biraz otururlar, dolaplarında çay gibi yemiş gibi bir şey varsa çıkarıp nûr ederler, bir miktar konuşurlar. Sohbetleri, semânın icrasından, ism-i Celâl ve hizmetin seyrinden olup; gıybet, zemîme gibi kötü ahlaktan hiç bahsolunmaz. Hizmetleri gibi sohbetleri de Allah içindir."

            Çile'ye başlaması yukarıdaki mektupta bahsolunduğu şeklinde vuku bulmuş on beş on altı yaşından beri manzum söz söylemeye çalışmış, geride aruz ve hece vezniyle muhtelif mevzularda yazılmış birçok manzume bırakmıştır. "Bende ilim nerede ve marifet hani? Benim gibi söyleyen şâir olamaz" diyecek kadar mütevâzi bir şahsiyettir ayrıca.

            Maddi ve mânevi büyük bir donanıma sahip olan Tâhirü'l Mevlevî, Osmanlı ile Cumhuriyet nesilleri arasında adeta kültür köprüsü teşkil eden âbide şahsiyetlerdendir. Türk-İslam tarihi, siyer, Türk Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Mevlânâ ve Mevlevîlik, edebi bilgiler, şiir şerhi, çeviri gibi değişik konularda yazılmış olan eserleri ve bi'l hassa Mesnevî Şerhi ilgiyle okunmaktadır. Tâhirü'l Mevlevî, hayatını bedenen ve fikren, madden ve mânen iki asli vazifeye adamıştır. Birincisi Mevlânâ ve Mevlevîliğe hizmet etmek, diğeri ise makaleleriyle eserleriyle bilgilerini, birikimini ve eski kültürü, eski edebi zevki kendi ifadesiyle; "zamanımız gençlerine anlatmaktır."

            Şeyhi Celâleddin Dede'ye duyduğu hürmet, muhabbet ve mahfiyeti gösteren şu vak'â ise dikkate şâyandır.

            Tâhirü'l Mevlevi Dede Hakk'a vuslat edeceği vakit, Yenikapı Mevlevîhânesinin önünden geçirilirken tabutunun yerlerde süründürülmesini nitekim Şeyhinin huzurundan geçerken el üstünde tutulmak istemediğini vasiyet eder. Vuslat günü, Tâhirü'l Mevlevî'nin bu vasiyetini yerine getirmek için tabutu yere indirilir. İmam Efendi ise böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyler ve izin vermez. Muzaffer Özak Efendi ise İmam'a dönerek; "İmam Efendi indir şu tabutu yere." diyerek vasiyetin yerine getirilmesini sağlamıştır.

            Son olarak Hüseyin Vassaf'ın Es'adnâme'de, Tâhirü'l Mevlevî'nin hâtırâtını içeren mektuba verdiği cevâbnâmeyi arz ederim; 

            "Tahir Beyefendi, Dede hazretlerinin vâris-i kemâli olmuştur. Şimdilerde Fatih Câmi'ndeki mesnevîhânlık kendisine intikal eylemiştir. Dede merhumla Hicaz'a birlikte gittikleri zaman henüz yirmi yaşlarında ise de o senelerde makâmât-ı mübârekeye ziyârete şitâbân olması derece-i kemâlinin yükseleceğine delil idi. Neticede öyle olmuştur. Kendisine yazdığım cevâbnâmedir: 

            'Gülistân-ı Mevlevînin bülbülü, Azîzim Mehmed Tâhir Dede Efendi birâderimize! Es'ad Dede hazretleri hakkındaki makâlenizi okudum ve aynen tercüme-i hâlime derc ettim. Zât-ı âlinize ezelî bir muhabbet-i samimiyyem vardır. Eserlerinizi tatl tatlı okur neşelenirim. İşaret olunan irfan hazinelerinden istifâde ve feyz alıyor olmanız da kıymet-i mahsûsanızı âyân eden hallerdendir.'

Nûr-ı aynım Tâhirim gencîne-i irfânına
            Bülbül-i hoş-gûy-ı cânân şâir devrânına
            Mâlik-i zevk-i tarîkat sâlik-i râh-ı hüdâ
            Gülistan-ı Mevlevîde hoş-nevâ cânına
            Feyz-i Mevlânâ'ya nail olduğundan şüphe yok
            Ser-edip-i nükte-pîrâ vâkıf Kur'ân'ına
            Aşk-ı Hak içüp Hak'tan kalb-i pâkin cezbedar
            Nimet-i peygamber yüzünden mazhâr gufrânına
            Ez dil u cân sevdi Vassâf da seni Tâhir Dedem
            Tâlib-i irfânına üstâd yegâne şânına."

          Gök kubbede bir hoş sadâ bırakan, “Ben öldükten sonra benim mezarımı yeryüzünde değil, âriflerin gönüllerinde arayın” diyen Hazret-i Mevlânâ’nın kavli ile; gönülleri mesken edinen, eserleri ile hala yaşayan Tâhirü’l Mevlevî Dede’yi bir kez daha rahmet, hürmet ve muhabbet ile yâd ediyor, böylesine âli sultanlardan nasiplenmeyi temenni ediyoruz.

 

 

Bu Yazı 1569 defa okundu.
Diğer Güncel Haberler
Hayırlı berâtlarımız ola 10.05.2017
21. Yılında Çelebi anılacak. 17.04.2017
Leyle-i Regâib mübarek olsun... 30.03.2017
Her Cumartesi Sema'da buluşalım... 17.03.2017
Sohbet 02.03.2017
Şefik Can Dede anma proğramı 26.01.2017
Pakistan'da anılıyor. 19.01.2017
Şefik Can Dede anılacak... 14.01.2017
Sûfîlerin Sırları 23.12.2016
743. Vuslat Ses Kayıtları 21.12.2016
Vakt-i Şerif Hayrola... 17.12.2016
Hz. Mevlâna’da Peygamber Sevgisi 13.12.2016
743. Vuslat 07.12.2016
Sırlı Cam 02.11.2016
Sempozyum 19.10.2016
Mesnevî-i Mânevî Şerhi 02.09.2016
Gelibolulu Şakir Efendi ve Divançesi 10.08.2016
Mevlevî Evrad-ı Şerifi 22.06.2016
Ramazan Mübarek olsun... 04.06.2016
Fîhi Mâ Fîh 24.05.2016
Fransa'da Mesnevî sohbetleri 24.05.2016
Mehmed Celâleddîn Dede 20.05.2016
Sufi Araştırmaları Dergisi 14.05.2016
Mesnevi Sohbetleri 14.05.2016
Yaman Dede Dualarla Anıldı. 06.05.2016
Eşrefoğlu Rumi Hazretleri Anıldı 03.05.2016
Vakt Erişti Dem Bu Dem 02.05.2016
Sevgi ve Barış yürüyüşü 29.04.2016
Panel 23.04.2016
Celâleddin Çelebi Anıldı... 18.04.2016
20. Yılında Çelebi anılacak. 13.04.2016
Yeni bir Eser 26.02.2016
Şefik Can Dede Anıldı. 25.01.2016
Pakistan'da Şefik Can Dede anılıyor. 21.01.2016
Mesnevî Neşri 14.01.2016
742. Vuslat Ses Kayıtları 29.12.2015
Sultan Veled Divanı’ndan Seçmeler 28.12.2015
Şebî Arus - Video 26.12.2015
Değerlendirme Toplantısı 24.12.2015
BABANNEM VE BEN
M. Faik Özdengül
Topkapı Sarayı ve Mevlâna
Mahmut Erol Kılıç
Nefsiyle kavga
İsmail Güleç
MEVLANA ÜRPERTİSİ
Muhsin İlyas Subaşı
Tebriz'e Sesleniş
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
SAHTE YOL GÖSTERİCİLER
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
MESNEVİ’DE MANEVÎ MOTİVASYON
Yakup Şafak
SEMA ADABI
Ö. Tugrul İnançer
HAZRET-İ MEVLÂNÂ’NIN SEMÂ'I
A.Selâhaddin Çelebi
MESNEVÎ HİKÂYELERİ
Adnan K.İsmailoğlu
HZ. MEVLÂNÂ’YI ANLAMAK
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Hiç Olmak
M. Sait Karaçorlu

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0303 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya